"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüdüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem herşeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu..."
Hepimiz bir sürgünüz ve bir ara bölgede, bir yok-mekanda, bir a'rafta konaklıyoruz. Sürgünlüğün iyileşmez hüznü, ancak bir evi, doğal bir yurdu olduğunu ve bir gün oraya döneceğini bilmekle yapıcılığa dönüşür.