Zihinle ruh arasındaki ilişki, ebedi bir çatışma kaynağıdır: Aklımdan geçen düşüncelere mi, hissettiğim iç sese mi kulak vermeliyim? Kendiyle dost olmak isteyen bir Ben olarak, kah birine kah ötekine öncelik tanır, asla iki tarafın da yıkımıyla sonuçlanacak bir iç savaş çıkmasına izin vermem. Dışta olduğu gibi içte de, her zaman herkesi memnun edecek ideal toplum değil; olabildiğince çok unsurun tamamen gayrı memnun olmadığı, böylece hayatın iyi kötü sürdürükebilir olduğu, daha az ideal bir durumdur, mümkün olan.
Kendiyle dost insan, mükemmel olmamaktan incinmez. Tıpkı başkasıyla dostluk ilişkisinde ötekini onun hususiyetleriyle benimsediği gibi, kendi kendisiyle ilişkisinde de aynısını yapmaya hazırdır. Kendini bilen, ama yine kendini seven birisi olabilir böylece. Kendiyle alay edebilmek ve özeleştiri yapabilmek, ona yabancı değildir. Bazen düştüğü aptallıklara kıs kıs güler, başka türlü yapsaydı çok daha iyi olacak bazı şeylerle ilgili kendini affeder.