O ana kadar neler yapacağını söylemekle kendi geleceğini çizmişti. Tasarlamak gerçek bir şeydir; açığa vurulmuş düşler, denenmiş demektir. Bir hayal bir kere düşünülmeye görsün, öbür gerçeklerin arasındaki yerini alır ve bir daha asla yıkılmaz ama kolayhıkła saldırıya uğrayabilir.
Evet, yıllar yılı bu anı düşünecek, tartışacaklardı. Dedikleri gerçekten çıkarsa, Kino'nun bu günkü halini, neler dediğini, gözlerinin nasıl parladığını yıllar boyu kim bilir kaç kere anacaklar ve diyeceklerdı ki "Sureti değişmiş bir adam olup çıkmıştı canım. Sankı ne gizli bir güç girmişti, her şey böyle başladı. Gördünüz, nasıl ansızın yüce bır kişi katına yükseldi o andan sonra. Ben kendi gözlerimle gördüm." Kino'nun tasarıları gerçekleşmezse, o zaman da şöyle diyeceklerdi komşular: "Her şey böyle başladı. Üstüne deli deli bir hal geldi, saçmaladı durdu. Tanrı bizi bu tür illetlerden korusun. Evet evet, kurulu düzene başkaldırdığı için Tanrı, Kino'yu cezalandırdı. Ne duruma düştüğünü görüyorsunuz. Ben kafasından sağduyunun uçup gittiği anı gözlerimle gördüm."
Derler ya, insan asla doymak bilmez diye, yüzünü verseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan üstün kılan bir yetenektir bu.
Haber, kilisenin önünde bekleşen dilencilere herkesten önce vardı, onları keyiften kıkır kıkır güldürdü, çünkü dünyada birdenbire şansı dönen bir yoksul kadar sadakadan yana cömert adam olmadığını bilirlerdi.