Rabia vural

Rabia vural
@Rabiavrl
Coğrafya öğretmeni
Lisans
81 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·160 syf.··
2026 14. kitabı
Biraz maruz bırakacağım demiştim. Konumuz Haşhaşiler… Hiç bilmeyen ve merak edenler için _Fedailerin Kalesi Alamut_ (Vladimir Bartol) ve Amin Maalouf’un _Semerkant_ kitabını öncelikli tavsiye ederim. Çünkü Ayşe Hoca’nın efsaneleri tartıştığı bu kitap, tarihi kaynaklarda yazanlar çerçevesinde aktarılsa da bilen bilir. Ben rivayetlere ve efsanelere bayılırım. Ama hayat efsanelerle şişirilmiş kahramanlık hikâyelerinden ibaret değil elbette. Ayakları yere basan, akıl-bali insanlar olarak olayların aslı astarını bilmek gerek. Hasan Sabbah, İsmaili tarikatının önemli liderlerinden biri. Abbasi halifesine karşı gelip, Peygamber soyundan gelen birinin imam olması gerektiğini savunan ve Abbasi eksenindeki Sünnîliğe savaş açmış biri. Haliyle Türkler Abbasiler aracılığıyla İslamiyeti kabul ettiği için Selçuklu ve Melikşah da radarında. Ama asıl rakip gördüğü kişi Selçuklu veziri Nizamülmülk. Bununla ilgili çok rivayet var. Aslında okul arkadaşı iken birbirlerine verdikleri sözü tutmamalarına dayanan bir rivayet var. Hatta Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Sabbah… Nizamülmülk’ün Sabbah’ı tehlikeli görüp ona savaş açtığını iddia edenler var. Bildiğimiz tek gerçek, düşman oldukları ve bu savaş uğruna Selçuklu’nun dağılma sürecine girdiği. Tabi enteresan bir tarikat, isim kökeni tartışmalı. Batılı kaynaklar, özellikle Marco Polo’nun Haçlılardan öğrendiği haliyle, afyon (haşhaş) içip sapkın işler yapan fedailerden oluştuğunu ve bu yüzden adının “Haşhaşi” olduğunu söylüyor. Bu kitap biraz aksini iddia etmekte… Yine Alamut Kalesi ve “cennet bahçeleri” iddiası var. Alamut çok korunaklı, yakınından ırmak akan bir kale. Fedailer suikastleri yaparken cennete erişeceklerini düşünüyor. Burada afyon etkisiyle sahte bir cennet mi vardı, yoksa cennete ulaşma bir metafor muydu? Efsanelere
1000k
HaşhaşilerAyşe Atıcı Arayancan · Yeditepe Yayınları · 202058 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Meta'nın güttüğü otomatik portakallara :)
Puan vermedi·172 syf.··
2025 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 00:00
İnsan iyi hale getirilir mi ? Yani iyilik tercih midir yoksa insanlar gün sonunda seçeneksiz kaldıkları için mi iyi olurlar? Kitabın buna verilmiş herhangi bir cevabı yok zaten bunu biz düşünelim diye yazılmış diye düşünüyorum. Makineleşmiş insan tanımı benim için robotumsu bir ifadeye karşılık gelirdi. Ancak burada iyi ya da ideal insan kavramı da kötü insan kavramı da insanın içindeki makineleşmiş ruha karşılık geliyor. Özellikle gençliğin ergenliğin insanı toplumun nasıl etkilediği yönetenlerin hükümdarların gençleri nasıl kullandığı anarşi ve kaosun nasıl siyasi erklerin işine geldiği güzel işlenmiş. Karakterin öyküsü bana biraz değişik geldi. Kötü ve kötülük yapmayı normalleştiren ana karakter bir sürü süreçten geçiyor ama en sonunda büyümüş olmanın etkisiyle daha iyi insan olmaya karar veriyor. Kitabın bir bölümünde iyi olmayı, topluma kazandırılmış gençleri, kötülüğü yaptıklarında kendilerini hasta hissetmelerini sağlayarak gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Her ne kadar günümüzdeki süreçleri düşündüğümüzde bir insanın kötülük yaptığında midesine kramplar girmesi gözüme hoş gelse de insan yaratılışı gereği iyilik ve kötülüğü seçebilir olmalı felsefesi daha ağır basıyor. Kitapta bu felsefeyi savunan birinci sıradaki karakterin din adamı olması hoşuma gitti. Kitabın yazarı 1993 yılında vefat etmiş. Yani günümüzden uzak bir dönem ve yazara göre insan başka güçler tarafından kontrol edilen otomatik portakal yapılmaya çalışılmaktadır. Günümüze gelindiğinde ise aslında hepimizin iyiye ya da kötüye yöneltilen otomatik portakallar olduğumuzu anlamak biraz sarsıcı oldu. En temiz otomatik portakallığımızı ise sosyal medya üzerinden gösteriyoruz. Ya kitlelerin ittiği yönde iyi olmaya ya kitlelerin ittiği yönde kötü olmaya çalışıyoruz. Bazen bu ikisi arasındaki ayrımı bile
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
Dayan İnce Memed dayan! Bu çağ direnecek çağdır...
Puan vermedi·438 syf.··
2025 3. kitabı
Yaklaşık 30 küsür yılda yazılmış bir destan. Kahramanları, hikayeleri ve mekanları çok gerçekçi ama anlatım tarzı çok efsanevi. Tutup betimlemelerin güzelliğini, kurgunun harika oluşunu övmeye, bunlarla anlatacaklarımı çoğaltmaya gerek duymuyorum. Seri üzerine konuşulacak o kadar çok şey var ki... Yazar 1950'li yıllardan 1987'ye kadar yazım aşamasında, o dönem ülkenin (50-87 yılları arasında) yaşadığı toplumsal sorunlar düşünülürse ve bilinir ise kitap daha bir anlamlı hale geliyor. 50'li yılların toprak ağalığı o kadar güzel işlenmiş ki, siyasi boşluğu fırsat bilen zengin kesimin halka nasıl zulmettiği, halkın nasıl sindiği, bir umut bir kahraman bulup ona dört kolla sarılması, isyan sonrasında öfkelenen ağaların devletin tüm gücüyle yoksul halkın üstüne yüklenişi... Halkın önce kahraman sonra hain sonra tekrar kahraman ilan ettiği Memed... Bir zavallı Memed... Yersiz yurtsuz bir eşkiya... İnsan öldürmeye bir türlü alışamamış ama yaman bir adam... Netice de insan olmak başka, insanlık başka iş...Bir adam diyoruz ama tek bir adam değil bu, toplumun her kesiminden mert ve yürekli kahramanlar var, iyi eşkiyaların dostu köylüler, mert yürekli eşkiyalar, doğru ve güzel insanlar... Her daim Memed'in yardımına koşan insanlar ve hikayeyi destanlaştıran mistik kahramanlar... "Ne zaman" diye soruyor Memed, "ne zaman sonu gelecek bunun?" Şöyle diyor Süleyman: "Bu dünya böyledir. Sular hendeğe dolar. İnsanlar doğar ölür. Gün doğar batar. Ağaçlar büyür çürür. Sular akar, bulut ağar. Ağayı öldürürsün ağa gelir yerine. Bir daha öldürürsün bir daha gelir" Abdi ağa öldü Kel Hamza geldi. Kel Hamza öldü başka ağa geldi... En son tüm köylüyü bezdiren, dağlardan indirip ovaya sürgün eden Arif Saim Bey öldü... O günden sonra İnce Memed'i gören olmadı... Öldü mü İnce Memed? Efsaneler
1000k
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,2bin okunma
Beni her aptallık rahatsız eder...
Puan vermedi·445 syf.··
2025 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2025 15:53
Bir insanın zihin dünyası bu kadar orijinal karakteri nasıl hayal edebilir ve ortaya çıkarır? Dünyanın her yerinde başka başka insanlar başka başka karakterler vardır ama okuduğum romanlar içinde karakter rengi en dikkat çeken isim olacak sanırım Nicholai Hel. Baktığınızda Amerika-Japon savaşına tanık olmuş, aslına yaşını göstermeyen bir fenotip, 6+1 dil biliyor, kimliği yok birden çok pasaporta sahip.Bir yandan mağaracılığa derin ilgi duyan maceraperest, yaşamını "Şibumi"ye adamış bir kiralık katil. Her ne kadar fantastik kısımda Ortadoğu için çizdiği resim hayal gücünü zorlamaya gerek duymayacak gerçeklikte olsa da Ana Şirket adını verdikleri bir yapı ve buna bağlı örgütler arasında ki ilişki, CIA... OPEC... FKÖ... çok güzel kurgulanmıştı. Yazarın Amerikalılar, Japonlar, Avrupalılar, Araplar hakkında ki çıkarımlarıda çok başarılı idi. Fransa'da ki Bask kültürü hakkında ki bilgileri ile kattığı kültürel zenginliği saymak bile istemiyorum. Kitabın özgünlük ve orijanallik açısından yeri bende ayrı olacak...
1000k
ŞibumiTrevanian · E Yayınları · 19999,5bin okunma
Tanrı Aşkına :)
Puan vermedi·139 syf.··
2024 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2024 20:06
Kabil (Spoiler) Ateistlerin cesur tanrı eleştirisi olarak gördüğü, inançlıların zinhar günah küpü bulduğu o kitabı okumuş bulunuyorum. Öncelikle ben Saramago kurgusuna bayılıyorum. Kabil Saramago'nun son yazdığı kitabı ve burada Adem ve Havva'nın cennetten kovulması ile başlayan bir dizi dini hikayeler yer alıyor. Kabil'in Habil'i öldürmesi, Nuh Tufanı, Lut Kavminin yok edilmesi, İbrahim'in İsmail'i kurban etmesi, Eyub'un yaraları gibi dini öğretiler de geçen pek çok efsaneye ilk katil olarak kabul edilen Kabil'i tanık tutar ve tanrıyı eleştirir. Yeryüzünde ki tüm kötülüklerin tanrının kibrinden ortaya çıktığını ve tanrının dışında başka bir düzenin var olduğunu, yaşanan tüm kötü hadiselerin elinde yalnızca küçük imkanları olan tanrının beceriksizliği ve hırsı olarak değerlendirmiş. Bu Saramago'nun penceresi tabi, Kabil'in ilk katil oluşu insanlık için büyük ibret olarak bilinirken yazarın onu alıp tüm dini kültlerin tanığı yapması zekice bir kurgu. Kabul edelim. Tanrı kavramı bir madalyon gibi inanan için bir yüzü inanmayan için başka yüzü var. Tüm bu yukarıda geçen olaylar, inanan için inancı perçinlerken inanmayan için deli saçması gibi duruyor. Yazar değerlerinde yer almayan ve efsaneleşmiş ibretlik olayları kendi perspektifinde değerlendirmiş ve zaten reddettiği tanrı kavramını hicvetmiş. Öyle ki yayımlandığı dönemlerde kendi ülkesinde bile yasaklanmış kitabı.
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,2bin okunma