Yaklaşık 30 küsür yılda yazılmış bir destan. Kahramanları, hikayeleri ve mekanları çok gerçekçi ama anlatım tarzı çok efsanevi. Tutup betimlemelerin güzelliğini, kurgunun harika oluşunu övmeye, bunlarla anlatacaklarımı çoğaltmaya gerek duymuyorum. Seri üzerine konuşulacak o kadar çok şey var ki... Yazar 1950'li yıllardan 1987'ye kadar yazım aşamasında, o dönem ülkenin (50-87 yılları arasında) yaşadığı toplumsal sorunlar düşünülürse ve bilinir ise kitap daha bir anlamlı hale geliyor. 50'li yılların toprak ağalığı o kadar güzel işlenmiş ki, siyasi boşluğu fırsat bilen zengin kesimin halka nasıl zulmettiği, halkın nasıl sindiği, bir umut bir kahraman bulup ona dört kolla sarılması, isyan sonrasında öfkelenen ağaların devletin tüm gücüyle yoksul halkın üstüne yüklenişi... Halkın önce kahraman sonra hain sonra tekrar kahraman ilan ettiği Memed... Bir zavallı Memed... Yersiz yurtsuz bir eşkiya... İnsan öldürmeye bir türlü alışamamış ama yaman bir adam... Netice de insan olmak başka, insanlık başka iş...Bir adam diyoruz ama tek bir adam değil bu, toplumun her kesiminden mert ve yürekli kahramanlar var, iyi eşkiyaların dostu köylüler, mert yürekli eşkiyalar, doğru ve güzel insanlar... Her daim Memed'in yardımına koşan insanlar ve hikayeyi destanlaştıran mistik kahramanlar...
"Ne zaman" diye soruyor Memed, "ne zaman sonu gelecek bunun?" Şöyle diyor Süleyman: "Bu dünya böyledir. Sular hendeğe dolar. İnsanlar doğar ölür. Gün doğar batar. Ağaçlar büyür çürür. Sular akar, bulut ağar. Ağayı öldürürsün ağa gelir yerine. Bir daha öldürürsün bir daha gelir"
Abdi ağa öldü Kel Hamza geldi. Kel Hamza öldü başka ağa geldi... En son tüm köylüyü bezdiren, dağlardan indirip ovaya sürgün eden Arif Saim Bey öldü... O günden sonra İnce Memed'i gören olmadı... Öldü mü İnce Memed? Efsaneler