Ama Tanrıya en çok yaklaştığımız yer,kendi ruhumuzdur. Ancak orada yaşamın büyük sırrıyla birleşebiliriz. Hatta nadiren de olsa,kendimizi bu tanrısal sırla aynı hissettiğimiz anlar vardır.
"Yani bütün soru 'olmak ya da olmamak'tan ibaret değildir. Soru aynı zamanda ne olduğumuzdur. Et ve kemikten oluşmuş gerçek insanlar mıyız? Dünyamızdaki şeyler sahici mi? Yoksa her tarafımız salt bilinçle mi çevrili?
"Demek ki ne yapmamız gerektiğini aklımız aracılığıyla bulup gösteremeyeceğimizi saptadık. Sorumlu bir şekilde davranabilmek için aklımızı kullanmak değil,duygularımızı başkalarının halini anlamaya yönlendirmek gerekir."
"Kendimi oldukça bileşik hissettiğimi itiraf ediyorum. Örneğin sağı solu belli olmaz biriyimdir. Ve bir şeye karar vermekte zorlanırım hep. Ayrıca,aynı kişiyi hem sevip hem de nefret edebilirim ondan."