Puslu Kıtalar Atlası
Birçok incelemede gördüğümün aksine ben öyle büyülenemedim. Yazarın yeteneğine diyecek yok ama bence aldığı övgüyü hak eden bir kitap da değil.
İlk önce filmini izlemiştim, belki önce kitabı okuyup sonra filmi izleyenler başka bir şey söyler, bana kalırsa önce filmi izlemiş olmak bir hata değildi, doğru da değildi. İkisi de hoş. Bir tek farkla; yazarın kitapta bahsettiği zıtlıklardan "ağırlık-hafiflik" dengesinde, film bittiğinde "ağır", kitap bittiğinde "hafif" hissettirdi :).
Okurken kitabın evreninde hissettiğiniz kitaplardan. Benim için "işte roman, budur" kategorisine girdi.
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera
Felaket kötü bir kitap demeyeyim ama benden bu kadar bitiremedim, yarım bıraktım. Kısa bir örnekle neden katlanamadığımı anlatayım. Bir kısmında, erkeklerin yardıma ihtiyacı olduğunu kabul etmekte ve söylemekte zorlandıklarından bahsediyor. E bu benim için de zor? Yardım ihtiyacını kabul etmek doğası gereği zor, kadını erkeği yok. Belki içinde kendine dair bir şeyler bulanlar olacaktır, ben yaptığı ayrımları çok keskin buldum
Huzur, huzursuzluğun kitabı dedikleri kadar varmış. Okurken yer yer içim sıkıldı. Uzun bir uğraşın ardından bitti. Okumaya çalışacaklara sabır diliyorum :)
Bu kitabı iki günde bitirdim ve o iki gün boyunca bu kitabın evreninde yaşadım. Hayatımı, şu olaydan önce ve sonra diye ikiye ayırdığım kişisel olaylara bir de bir kitap ekleyecek olsam o kitap, bu kitap olurdu. Ama şundan emin olamıyorum:
Beni bu kitap mı büyüledi yoksa Yalom ile ilk defa tanışıyor olmak mı? Günübirlik Hayatlar sadece Yalom'un okuduğum ilk kitabı olduğu için mi şanslı?
Çünkü terapistlik kariyerini tamamıyla bilmiyorum ama yazarlık kariyeri için diyebilirim ki, eğer bayıldığımız her şey içerisinde ufacık da olsa bir kusur mutlaka barındırmıyorsa, "kusursuz" tanımı gerçekse, Yalom kusursuz bir yazar.