Okul. Çiçek. Çiçek. Okul...
Godofredo sınıfıma girene dek her şey gayet iyi gidiyordu. İzin isteyip Dona Cecília Paim'le baş başa konuşmaya başladı. Konuşurken bir yandan da bardaktaki çiçeği işaret ediyordu. Sonra çıkıp gitti. Öğretmenim üzgün gözlerini bana çevirdi.
Ders bitince beni yanına çağırdı.
"Seninle konuşmak istediğim bir şey var, Zezé. Bekle
biraz."
Çantasını toplamaya başladı, ama ne kadar toplasa da bitmiyordu. Benimle konuşmayı hiç istemediği belliydi, oyalanarak cesaret kazanmaya çalışıyordu. Biraz sürse de sonunda başardı.
"Godofredo bana seninle ilgili çok fena bir şey anlattı, Zezé. Anlattığı doğru mu?"
Başımı olumlu anlamda salladım. "Çiçek mi? Doğru, efendim."
"Ne yaptın, anlatır mısın?"
"Sabahları erkenden kalkıp Serginho'nun evinin bahçesine uğruyorum. Bahçe kapısı kilitli değilse çabucak girip bir çiçek çalıyorum. Zaten orada o kadar çok çiçek var ki eksikliği fark edilmiyor."
"Olabilir. Ama bu yaptığın doğru değil. Bir daha sakın böyle bir şey yapma. Hırsızlık olmasa da küçük bir
'aşırma' sayılır."
Hiç de değil, Dona Cecília. Dünya Tanrı'nın değil mi? Dünyadaki her şey Tanrı'nın değil mi? Öyleyse çiçekler de Tanrı'nın..."
Kurduğum mantık karşısında şaşırıp kalmıştı.
"Başka türlü çiçek getiremezdim, öğretmenim. Evimizde çiçek bahçesi yok. Çiçek pahalı bir şey... Masanızdaki bardağın sürekli boş kalmasını istemedim."
Zorlukla yutkundu.
"Arada sırada bana seyyar satıcıdan kremalı çörek almam için para vermiyor musunuz?"
"Her gün vermek isterdim. Ama hemen ortadan kayboluyorsun..."
"Her gün kabul edemem..."
"Neden?"
"Sınıfta beslenme saati için yiyecek getirmeyen başka fakir çocuklar da olduğundan."
Çantasından mendilini çıkarıp belli etmeden gözlerini sildi.
"Corujinha'yı bilmiyor musunuz?"
"Corujinha kim?"
"Hani zenci bir kız, benim boyumda,
Ölümlülük bilinci, Dr. Mavi'nin kalbinde ve nefsinde yer etmiş marazi hallerin en temel iyileştiricisiydi.Ölüm, insanın yaşamla ilgili temelsiz dayanaklarını sarsıyordu ve bir şeyi yeniden inşa etmek gerekiyorsa öncelikle temelsiz olanı yıkmak gerekirdi. Başkalarının zihninde yer edecek olumlu ya da olumsuz Dr. Mavi imgesinin kendi ölümlülüğünü ortadan kaldıramayacağını ve bu imgelerin öldükten sonra kendine bir getiri sağlamayacağını anladığında, bir yandan endişeye kapılmış, bir yandan da derin bir huzurla dolmuştu. Endişeye kapılması başkalarının düşüncelerine bel bağlamasının çökmesiyle, rahatlaması ise başkalarının kendisi hakkındaki düşüncelerinden kurtulmanın sağladığı özgürlük duygusuyla ilintiliydi.
Kişinin kendini yüceltirken, diğer insanlara göre daha önemli hissederken bir yandan da onların gözüne girmeye ve dünyalarında yer edinmeye çabalaması gerçekten de garip bir çelişkiydi.
Belki de narsisizm, 'Kişinin kendini önemli hissetmesi' değil, 'önemli biri olarak görünme isteği'ydi.