Ordudaki gelişmelerden bahsettikten sonra vuku bulan mucizevî bir hadiseyi anlatacağım. Ordunun artçı kolundaki askerler eşek üzerinde yaşlı bir Müslüman kadına rastladılar. Bu kadın Nasıralı bir Süryani'nin kölesiydi. Yakalayıp zindana attılar. Konuşturup kim olduğunu, ordunun yakınlarında ne aradığını söylettiler. Kadin büyülü sözler söyleyerek lanetlemek için ordunun etrafinda daire cizerek yürüdüğünü söyledi. 2 gece önce gelmisti ve o gece tüm ordunun etrafinda dolaşmişti. Eğer attığı turu tamamlamış olsaydi,askerlerin ayaklari gittikleri muharebede kaçarken dermansiz kalacakti. Nitekim daha muharebeye gitmeden, çok az kişinin kaçabileceğini anlamış oldular, çok azı kaçıp kurtulabildi. Kaçabilenler, kadının etraflarindaki turunu tamamlayamadığı kisimda kalanlardı. Efendisi Selahaddin onabu büyüyü yapması için büyük bir servet vermişti.Kadına büyüyü bozup bozamayacağini sordular, “Evet,” dedi.
Devamı;
Bunun üzerine herkes tıpkı onun büyü yaptığı sırada olduğu gibi çadırlarina gitti. Eğer çadırlarında olmasaydılar büyüyü bozamazdı.
Askerler kadını yakmak için büyük bir ateş yaktılar ve kadini içine attılar. Kadın alevlerin içinden çıktı ve onu hiçbir şekilde yakamadılar. Bunun üzerine tekrar atese attilar fakat kadın yine alevlerin dışına çıktı. Ateş ona hiç zarar vermemişti. Bu sebeple bir asker baltasını aldı, kafasına vurarak kadını öldürdü.
Vakanüvis: Ernoul-Haçlı Seferleri Tarihi.
Son olarak şunu söyleyip sözlerimi bitireceğim:
Gün ışığı insanların görebileceği en güzel şeydir.
Yerin altında hiçbir şey yok,ölümü arzulamak deliliktir. İyi ölmektense kötü yaşamak yeğdir.