Sonra gondol gene dar lagünlere saptı. Ölüm rüyası gene başlamıştı. Bu defa Nevzat, hangi tarafında kimlerin oturduğu belli olmayan evlerin, karanlık mustatilinde hiçbir insan şekli, hiçbir hayat emaresi, hiçbir canlı gölge fark edilmeyen pencerelerinde Selma'nın başını görecekmiş gibi oluyordu. Yarabbi! Cidden bu şehir Selma'nın ruhuna ne kadar benziyordu: Hep o karanlıklar, o sessizlikler, umulmadık anda fışkıran renkler, hareketler, hep o korku veren güzellik, hep o ölümle aşkı, cinayetle aşkı, büyük ve isimsiz ihtiraslarla hayatı birleştiren esrar alemi...