Sonunda, “Anlıyor musun?' dedi, “Bizde neden kolayca bilim adamı yetişmediğini? Bilimin küçük yaşta başına gelenleri görüyor musun? Işte bilimin anavatanı Batı, Adana’ya gelmişti; üstelik yalmz pasm ikram etmiyordu küçük çocuklara: Kuvayı Milliye çeteleri düşmana karşı direnişe başladığı için yolhn, köyleri uçaklar bombalıyordu. Mahalle mektebi bitmeden, dayak korkusu bitmeden, düşman korkusu başladı Mustafa’da. Bir Newton’u mahalle mektebinde, falaka korkusuyla, anlamadığı bir dilin alfabesiyle ve kelimeleriyle savaşırken düşünebiliyor musun? Ya da Leibniz’i dört yaşında damdan düşerken gözünün önüne getirebilir misin?" “Kim bu Leibniz?” diye sordu delikanlı. “Büyük bit matematikçi,” diye mırıldandı orta yaşlı adam; sonra öfkelendi: “Bilmem neden böyle insanlardan söz etmezler okulda? Çocukları Büyük Iskender ya da Napolyon olmaya özendirdiklerini, neden onlara Gauss’tan, Pascal’dan bir şeyler anlatmazlar?”.