Yanan bir eve baktığınızda gözünüze çarpan en bariz görüntü dalga dalga kabaran dumandır . Sorunun duman olduğunu , dumanla ilgilenirseniz sorunu çözebileceğinizi sanabilirsiniz. Ama neyse ki itfaiye ilgilenmemiz gereken kısmın görmediğiniz kısmı- dışarı çıkan duman değil içerideki alevler - olduğunu bilir. Aksi takdirde yanan evlere dumanı uzaklaştırsın diye kocaman pervaneler getirilirdi. Evler daha hızlı yanıp kül olurdu.
“Her şeyin kendi zamanı vardır,” dedi rahip, “gökyüzünün altında olan her şey zamanı gelince olur: Doğmanın bir zamanı vardır, ölmenin bir zamanı, bitki dikmenin, bitkileri sökmenin …”
“Ölümün varlığı bütün vehim ve hayalleri yok eder. Bizler ölümün çocuklarıyız, hayatın aldatmacalarından bizi o kurtarır. Hayatın derinlerinden seslenir, yanına çağırır bizi. Ve biz, henüz insanların dilini bile anlamadığımız yaşlarda, ara sıra oyunlarımızı yarıda kesiyorsak, bunun nedeni, ölümün seslenişini duymuş olmamızdır... Ömrümüz boyunca ölüm bize el eder, çağırır bizi. Her birimiz ansızın, sebepsiz düşüncelere dalmıyor muyuz, bu hayaller bizi öylesine sarıyor ki zamanı, mekânı farketmez olmuyor muyuz? İnsan bilmez bile ne düşündüğünü; ama sonra kendini ve dış dünyayı hatırlamak, düşünmek için toparlanmak zorundadır. Bu da bir sesidir ölümün. ”