Güneşin bize ışınlarıyla ilettiği hoşa giden ışığıyla
yetinmek gerekir; daha fazlasını almak için gözlerini
güneşe çeviren kişi, görüşünü kaybederse buna şaşmamalıdır.
Evrende kesin olarak düzeltebileceğimiz tek şey
vardır, o da kendimiz. Atalarımız boşuna dememiş
"Kendinizi yönetirken kafanızı, başkalarını yönetirken kalbinizi kullanın.” diye. Olmadığın biri olarak
sevilmektense olduğun biri olarak nefret edilmen
daha hayırlıdır.
Bir kere edebiyat birbirimizi tanımamızı sağlar.
Düşünüyorum da ben Madam Bovary'yi okumuş
olmasam şu anda yaşayan Madam Bovary'leri tanıyamam. Yani bizim yaşayabildiğimiz sınırlı bir hayat var. Sınırlı bir coğrafyada yaşıyoruz. Edebiyat
okumak bunu sınırsızlaştırıyor. Sadece yazmak değil, okumak aynı zamanda. Dolayısıyla hayata karşı
bilgi sahibi oluyoruz. İnsanlaşıyoruz, en önemli şey
de bu. Bir kere empati kurmayı öğreniyoruz, öteki
benliğin ne hissettiğini anlıyoruz. Başka hissiyatları biliyoruz. Ayrıca bu sadece günümüz için ya da
günümüzde geçen hikâyeler için değil, geçmiş için
de geçerli. Çünkü değişimi anladığımız zaman kendimizdeki ve çevremizdeki gelişmeleri anlayabiliriz.
Dolayısıyla edebiyatın insan zihnini olumlu bir şekilde yoğurma yeteneği var.