“Sen de yap" diyenler çok oldu. "Sen de onun canını yak." İntikam; taş atana taş atmak değil, taş atanı unutmak, atılan taşı saklamaktı benim dünyamda. Öyle yaptım. Göğsümün ortasına, kalbimin durgun sularına atılmış o taşı, hayali bir yakut gibi boynuma taktım. Üzerine tırnağımla iki çift laf kazıdım. Güneşe doğru tutunca daha net okunuyor: "Güvendiğiniz dağlara kar yağdığında, üzülmeyin. Kıç üstü oturun ve sessizce aşağı doğru kayın. Baharı görene kadar..."
Eğer çocuklarınız layık olduğu şekilde terbiye görmezse, hayata bir hiç olarak girerlerse, parlamentolar ve bütün hukuk mevcut olduğu halde sosyal ve toplumsal hayat yine sönük ve paslı olacaktır. Bu nesilden gelen memurlar ihmalkâr, ministerlerse siyasi cambaz olurlar. Milletvekilleri çıkar peşinde koşar. Okullar yeni neslin beynini ve kalbini kurutan, kavuran birer mahal olur. Basın, sokaklarda kendini satılığa çıkaran allıklı, pudralı kadınlara döner. Besili veya aç bulunan yoğun halk kitleleriyse kendilerine yabancı olan her şeye ve özellikle yukarı tabakalara mensup insanlara karşı nefret, haset ve hainlik hisleriyle dolar.