Genel olarak kitabı beğendim. Uzun süredir karşıma çıkan bir türlü okumaya fırsatımın olmadığı bir kitap. Kitabın basım yeri olan ABD' de ve Türkiye de çok fazla ilgi görmesinin sebebi bana göre olayların çocuk kahraman tarafı dan anlatılması. İnsani bir varoluş olan ama maalesef ki ayrımı günümüzde de yapılan ten rengi hususunda yapılan anlatımlar çok etkileyiciydi.
Genel olarak kitabı sevsem de başında sıkıldım, kitap sonlara doğru kendini gösterdi. En güzel bölüm sonuna saklanmış diyebilirim.
Scout adında küçük bir kızın hayatını konu alıyor roman. Dediğim gibi anlatıcı çocuk karakter olduğu için daha masum daha şeffaf bir olaya dönüyor. Siyah beyaz ayrımında oluşan bir roman. Ten rengi siyah olanlara güvenilmez, hırsız, ırz düşmanı olarak bakılıyor. Bütün güzel işlerde beyaz tenliler çalışıyor, pis işleri de siyahilere yaptırıyorlar. Zenginler beyaz, köleler siyah...
Geçmişten bugüne toplumumuz bir çok sorunla ve baskıyla karşı karşıya kalmıştır. Tüm bu sorunların kaynağı kendileri olmalarına rağmen suçluyu hep uzakta aradılar. "İnsana en büyük dert kendisidir."
Her şey Tom Robinson adında bir zenciye atılan iftira ile başlıyor. Ana kahramanın babası o dönemde avukatlık yapıyor ve başına gelecekleri bilmesine rağmen masum zenciyi savunuyor. Çünkü o herkesin aksine Tom'un masum olduğunu biliyor. Tüm hikaye burada başlıyor, olaylar küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatılıyor.
Beyaz perde de oscar almış, ABD'nin en çok satan romanları arasına girmiş, kırkı aşan farklı dillerde baskıya ulaşmış, ayrıca büyük ödüllerden olan Pulitzer ödülüne layık görülmüş bu devleşen eseri toplumsal ayrımcılığı önlemek ve düşüncelerimizi daha yaşanabilir noktaya taşımak için kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum. Ayrıca yazarının bu kitabı yazdıktan sonra başka roman yazmaması da