Nutkum tutuldu, lakin bu tutulum eserin şahaneliğinden değil, benim hiç bi şey anlamamdan kaynaklı, zaten anlatıcı da bi şeyleri anlatmak derdinde değildi zannımca, kusmuş, kelimeler kusmuş dimağından bende onları temizledim ellerime ve beynime bulaştırmadan, durum sadece bundan ibaret...
.
Aslında anlatıcı yani yazarımız kendini kelimerle bir takım gösteriler yapan ve insanları eğlendiren bir soytarı olarak görürken, bu eserin kabul görmesinden sorumlu editörü bir tirana, bir hükümdara benzetmektedir. Her şey onun iki dudağının ucundayken o iki dudağı güldürmekle, ona yaltaklanmakla parayı ve şöhreti yakalamaya çalışan bir soytarı anlatıcımız...
.
Hee diyeceksiniz ki ne anlattı? Hiç...Bölüm bölüm aslında hikaye olabilecek kurguların etrafında döndü durdu. Şöyle yazsam şöyle olurdu, ama ben şöyle yazdım bi bok olmadı tarzında anlatılar bütünü bir kitap. Kitapları yarım bırakmama gibi saçma bir takıntım olmasa, 134 sayfalık kitabı 134 kere yarım bırakabilirdim:)
Ulan ben ne okudum böyle, resmen abandone olmuş durumdayım... Bu kitaba yapacak bir yorumum cidden yok...
İlk 40 sayfasında pamuk gibi, huzur veren kelimeleri sözcükleri yorgan yap, çek üzerine uyu mışıl mışıl...Sonrası kızıl kıyamet, sonrası acı, sonrası cehennem... Naha böyle bir taş oturdu böğrüme okurken, boğazım düğüm düğüm, netliği kayboldu sayfaların gözlerimin doluşundan... Aytmatov ustanın önünde gerçekten saygı ile eğiliyorum ve bu kitabını en iyilerimin arasına tereddütsüz koyuyorum...
Tavsiye etmiyorum okumayan varsa, zorla okutmak istiyorum️ve yorumlarınızı bekliyorum... Chrısty BROWN-SOL AYAĞIM'da görüşmek üzere
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,7bin okunma
Şimdi benim hayatımda hiçbir şey yolunda gitmiyor mu, yaşamak anlamını yitirdi mi... Bu durum günden güne beni kaçınılmaz sona doğru yaklaştırdı.Çıktım Eyfel kulesine kendimi Paris'in boşluğuna bırakacağım. Hayatım olmasa da ölümüm güzel olsun. Üç adım... İki adım... Bir adım... Vee....
Kişisel gelişim kitaplarıyla aram iyi olmadığı için gayet önyargılı yaklaştığım bir kitaptı. Ama fena ters köşe oldum. Yazar anlatmak istediklerini direk okuyucuya, şöyle yaparsan mutlu yaşarsın, böyle yaparsan yenersin korkularını demek yerine, bu misyonları ana karakter üzerine yüklüyor ve siz onun gelişimini merak ederek takdir ederek okuyorsunuz.
Dili sade ve akıcı, okuması kolay, klişe kişisel gelişim kitaplarından çok farklı, daha çok sonunu merak ettiğiniz güzel bir roman havasında...
Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum...
Bugün her 3 kişiden biri sosyopat. Hissetmeyen, orta beyinleri çalışmayan sosyopatlarla dolu dünya! Pes etmiyoruz ama ya ölüyoruz ya da sadece seyrediyoruz...