Kim, kim, kim, kim, ne olmuş, ne olmuş, katil mi uşakmış? Uşak mı katil? Yaaa uşak herkese mi? Böylesi cezbededici ve merak doyurucu hiç bir sorunun cevabının olmadığı, olay örgüsünün -ö' sünün olmadığı, kurgu dışı ve tamamen soyut bir anlatımın olduğu şahane bir eser...
.
Herkesin ne'li olduğuna kendisinin karar verdiği koca bir pasta bu kitap. Hepsini bir anda yesek, mide fesatları, kramplar ve kaçınılmaz tiksinti kendinden ve pastadan. Pastayı paragraf paragraf dilimliyoruz ve kendimizi Virgina Woolf'un dilinin hazzına bırakıyoruz, önce gözlerimiz, sonra beynimiz ve en sonunda hayal ettiklerimiz...
.
Virgina Woolf'tan okuduğum üçüncü kitap Dalgalar, artık şundan eminim ki, Woolf'un geride bıraktığı tüm kitaplar bir nevi yazarın intihar notları, evinin yanındaki ırmağa atlayıp intihar etmeden önce, cebine doldurduğu taşlar, işte bu kitaplar. Depresif, melankolik, sorgulayıcı ve sancılı...O kadar zeki bir kadın ki, her cümlesinde bunu farkettiriyor. Fazla zeka ve her şeyi anlamak, ya da anlamaya çalışmak bela bela...
.
Konusu hakkında bişeyler gevelemek gerekirse de, altı arkadaşın çocukluklarından ölümlerine kadar, hayat hakkındaki düşünceleri bilinç akışı yöntemiyle sırasıyla anlatılıyor. Bu arada yarım bırakılmaya, ya da sevilmemeye çok müsait bir kitap, o yüzden tavsiye mavsiye edemem:)