Terör büyük bir züccaciye dükkanını dağıtmaya niyetli bir sineğe benzer. Sinek güçsüzdür, tek başına bir fincanı bile hareket ettiremez. Bu yüzden kendine bir boğa bulur, kulağına girer ve vızıldamaya başlar. Boğa korku ve öfkeyle çıldırıp dükkanı altüst eder...
Anton Çehov'un meşhur sözündeki gibi ilk sahnede görünen silahın üçüncü sahnede patlaması kaçınılmazdır. Tarih boyunca kral ve imparatorlar yeni bir silah edindiklerinde, er yada geç şeytana uyar ve o silahı kullanırlardı.
Tarihte ilk defa çok yemekten ölen insan sayısı, gıdasızlıktan ölen insan sayısından daha fazla. Askerler, teröristler ve suçlular tarafından katledilenlerin toplamından fazlası kendi canına kıyıyor.
Şimdi benim hayatımda hiçbir şey yolunda gitmiyor mu, yaşamak anlamını yitirdi mi... Bu durum günden güne beni kaçınılmaz sona doğru yaklaştırdı.Çıktım Eyfel kulesine kendimi Paris'in boşluğuna bırakacağım. Hayatım olmasa da ölümüm güzel olsun. Üç adım... İki adım... Bir adım... Vee....
Kişisel gelişim kitaplarıyla aram iyi olmadığı için gayet önyargılı yaklaştığım bir kitaptı. Ama fena ters köşe oldum. Yazar anlatmak istediklerini direk okuyucuya, şöyle yaparsan mutlu yaşarsın, böyle yaparsan yenersin korkularını demek yerine, bu misyonları ana karakter üzerine yüklüyor ve siz onun gelişimini merak ederek takdir ederek okuyorsunuz.
Dili sade ve akıcı, okuması kolay, klişe kişisel gelişim kitaplarından çok farklı, daha çok sonunu merak ettiğiniz güzel bir roman havasında...
Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum...