Daha doğmadan istenmeyen bir çocuktum, sonra beni sevimli buldular ilk günlerde, beslediler, üzerlerine düşen her şeyi yaptılar... Beni bir köşede büyümeye bıraktılar. Unuttular... Sizi de unutanlar vardır, kızıp terkedenler, istemeden unutanlar, inadına unutanlar... Unutulmak bazen güzeldir. Ama bebekken güzel değil. Yalnızlığı doğal gelişimimin bir parçasıdır diye aldım, sevdim, kokladım... Kimse beni koklayıp sevmedi ama ben yalnızlığımla oyun arkadaşı oldum, yemek yerken eşlik etti bana, film izlerken, onunla kikirdedik, esprilerine güldüm, yokluğunda ağladım. Yalnızlığım benim bebekliğimden kalma hayali arkadaşım... Durun panik yapmayın, hayaller dünyasında çok arkadaşım var benim, hatta gerçek arkadaşlardan nefret ederim. Çünkü onlar beni unuturlar... Hayali dostlarımla her şey yolundadır, birlikte düşünür, birlikte sevinir, birlikte üzülürüz. Bazen ters düştüğümüz de olur, benim gibi davranmaya çalışırlar ve bu çok sinir bozucudur. Benim gibi konuşurlar, kesin şunu derim ama içlerinden bazıları beni durmadan çekiştirir... Çok özledim der, çok özledim özlenmeyi, sevilmeyi çok özledim. Hayır derim sen delirmiş olmalısın. Özlenmek ve sevilmek pis kokuludur... Evet bazen vücudumdan korkunç kokular gelir, bu yüzden kendimden tiksindiğim olur, tahammül edemediğim zamanlarda içimde ki dostlarımla suskunluk oyunu oynarız. Ama birisi mutlaka oyunu bozar ve kaçmak ister, bağırarak kaçmak...
İnsanlar beni tanımasaydı muhteşem olmaz mıydı? Bazen farklı kişiliklere bürünüp uzak yerlerde yaşamayı çok severim, kimsenin hakkınızda fikrinin olmayışı harika bir şey. Ürkütücü, vıcık vıcık sevgiler yok, garip tebessümler, uzun sohbetler yok... Hatta bebekliğimden beri birlikte büyüdüğümüz yalnızlığımla, kimsenin konuşmalarına maruz kalmadan sakin bir hayat sürmek... Cennet