"Siz, duyguların yaşadıkça köreldiği öne sürüyorsunuz. Öyle hissediyorum ki yüz yıl boyunca da yaşasam, beni bugün isyan ettiren hiçbir şeye alışmayacağım."
Tutunamayanlar, zihinsel olarak yorgun olduğunuz bir zamanda okunabilecek bir kitap değil. Konsantrasyon istiyor, oturup dinlenmiş bir dikkat talep ediyor. Bazı bölümlerinde anlam aramayı bırakıp sadece duygunun akışına kapılmak gerekiyor. Yine de tüm bu zorlayıcılığın içinde, insan içine işleyen, fark ettirmeden iz bırakan bir tarafı var. Benim için Tutunamayanlar, bitirdiğinde "iyi ki okumuşum" duygusunu veren ama yeniden okumayı da mutlaka gerektiren bir kitap oldu. Çünkü Uyar'in metni tek seferde değil, zamanla açılan bir kapı gibi.
Kitabın içinde özellikle Selim İleri ve Turgut Özben’in yaşadığı dışlanmışlık beni çok etkiledi. Yazar bu karakterler üzerinden toplumun "uyum sağlamayanı" nasıl hızlıca kenara ittiğini gösteriyor. İlginç olan şu ki, kitap yıllar önce yazılmış olsa da anlattığı bu yabancılaşma hali bugün de hala geçerli. Toplumun kalabalığında kendine yer bulamayan, sesini duyuramayan, "fazla gelen" insanların hikayesi hiç bitmiyor. Bu açıdan Tutunamayanlar, geçmişten bugüne uzanan bir ışık gibi; hem kendi dönemini anlatıyor hem de bizim dönemimize dokunuyor.