Dışarıda mükemmel bir yağmur yağıyor. Gerçi içeride yağamaz zaten ama gerçekten mükemmel ötesi bir yağmur. Pink Floyd dinleyerek yürüdüm yağmurun altında.
Bugün yine hocamla milyonuncu kez aynı şeyler hakkında konuştuk. O muhtemelen bir kulağımdan girip diğerinden çıktığını sanıyor. Oysa ben her seferinde üstüne düşünüyorum. Dinliyorum. Hatta eve götürüp tekrar dinliyorum. Yağmurun altında yürürken de düşündüm bunları.
Düşündüm. Biraz hayatı, biraz kendimi. Biraz üzüldüm, biraz mutlu oldum. Günün tüm rahatsız ediciliği yok oldu gitti. Sabah kafama takılan şeyler şimdi o kadar da önemli durmuyor.
Sonra fark ettim ki içim baya huzur dolmuş. Yüzüme yavaş yavaş bir gülümseme yerleşti.
Hocama çok saygı duyuyorum ve yağmuru seviyorum.