İnsanlara ve olaylara daha detaylı bakmayı sizden öğrendim, Halis Bey.
Halis Bey ve Ayşe'nin çeviri bürosunda başlayan tanışıklıkları ve zamanla bir ansiklopedi oluşturma fikri. Kitap böyle başlıyor. Bu ansiklopedi bilgiler yığını olanlardan değil, Halis Beyin yaşadıklarıyla ve gördükleriyle ilgili. Okudukça fark ediyorsunuz, sıradan sandığımız şeylerin ne kadar ilginç olduğunu.
"Halis Bey sahaflığı bırakan genci görse ne derdi acaba? 'Sizden yolculuğu öğrendim: Önce kitaplarla sonra tekerlekli valizlerle çıkılan yolculuk.' Ayşe kendi kendine güldü. Halis Bey'in öğrendikleri hâlâ çocukça geliyordu ona. Asıl öğreneceği şeyi değil de hep başka bir şeyi öğreniyordu Halis Bey."
Halis Bey'in öğrendikleri Ayşe'ye hep biraz çocukça geliyor. Ama belki de hayatın özü, yanlış yollarda, başka başka şeyler öğrenmekte saklı. Yolculuk sadece kitap sayfalarında değil. Bazen bir valizin tekerlek sesinde saklı.
Bu kitap unutmaya yüz tuttuğumuz sıradan olayları fısıldıyor bize. Günlük hayatın gürültüsü arasında gözden kaçan küçük detaylara yeniden bakmayı öğretiyor. İnsanların gözlerinde saklı cümleleri, bir sessizliğin ardında yankılanan duyguları, sokaktan geçen rüzgarın taşıdığı anıları fark ettiriyor insana.
Çok güçlü bir kitap havası yok. Ama bu onu daha hoş kılıyor. Çünkü gerçek hayat da çoğu zaman öyle akıyor: sessizce, kırılganca, göz ucuyla bile fark edilmeyen inceliklerle...
Eğer bir gün kendinize "Ben ne zaman yaşamayı unuttum?"diye sorarsanız, bu kitabı elinize alın. Çünkü bu satırlarda sizden bir şey var.
Ve evet, dünyaya ilk kez bakar gibi hissetmek isteyenler için yazılmış bir kitap bu.