Doğum uzmanı yok, narkozcu Yok, öyle gösterişli, ekranlı cihazlar yok. Yalnızca lekeli, çıplak bir döşekte yatan Sanaubar(Hasanın annesi), yanında Ali, bir de ebe. Kadının öyle aman aman yardıma ihtiyacı olmamıştı çünkü Hasan doğarken bile karakterine uygun davranmıştı: O bir canlının canını yakmayı bilmez, bunu istese de beceremezdşi. Birkaç inilti 3-5 ıkınma ve Hasan görünmüştü, hem de gülümseyerek.
"Yirmi bir yaşındaki Banatlı bir köylü çocuğu bir tahta üzerinde ansızın birkaç taşı biraz oynatmakla tüm köyün odun keserek ve en ağır işleri yaparak bir yılda kazandığından daha fazlasını bir haftada kazanırsa kibre kapılmaması Mümkün olabilir mi? O zaman bir Rembrandt'ın, bir Bethoven'ın, bir Dante'nin, bir Napoleo'nun yaşamış olduğuna dair en küçük fikri olmayan birinin Kendini büyük bir insan olarak görmesi aslında çok kolay değil mi? "