Emre

Emre
@ReadsForFreedom
Homo Faber Kökeni
Avrupalılar Tazmanyalılarla 18. yy.da ilk kez irtibat kurduklarında yaşayan yaklaşık 4.000 Tazmanyalı herhangi bir insan toplumu için rapor edilmiş en basit teknolojiyi kullanıyordu. Erkekler tek parça tahta mızrak ve sopaları taşlarla birlikte genellikle hedefi tutturarak firlatıyordu. Kadınlar ağaç köklerini kazmak için basit tahta çubuklar, denizden çıkardıkları kabukluları taşlarından ayırmak için tahta keskiler, ağaçlara tırmanmak için ottan yapılmış ipler, kendi çabalarıyla yaptıkları otlardan örülmüş çantaları kullanıyordu. Egreti iki türden baraka ve rüzgarlıkların yanı sıra Tazmanyalılar, yosundan ve hayvan derisinden torbalar yapmış ve ayrıca istiridye kabukları içecekler için kadeh olarak kullanmış, ısınmak için kanguru derilerini birkaç aksesuar ile omuzlarından aşağıya doğru örtmüşlerdir. Tazmanya'nın üretilmiş tüm mallarının envanteri bir düzineden az eşyadan oluşmaktaydı. Bu yontma taş devri teknolojisi, Tanzanyalıların Avrupalılar ile iletişime geçmeden çok daha öncesinde karmaşık bir dizi araç, silah ve el yapımı eşyalar ile yaşadıkları Avusturalya bölgesinden alındı. Kısaca bu Tazmanyalılar Homo Faber efsanesinin temellerini atmıştır.
Sayfa 73 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Üremenin Adaptifliği Hakkında
Bir çoğunun tartıştığı gibi' eger nüfus artışı adaptasyonun en önemli kriteriyse, Japonya ve Batı Dünyası, bebek nüfusları ciddi derecede azaldığı için maladaptif toplumlar olurdu. Ayrıca bu toplumlardaki insanlar üreme sayıların maksimize etmeyi tercih etselerdi, gelişen dünyada doğum oranları aşırıya kaçmadıkça karşılayabilirlerdi ve çocuklarin büyük bir yüzdesini hayatta tutabilirlerdi. Japonya ve Bati'ya göre refah ve mutluluk arayışı insanların çoğalması içermemektedir. Kesin olan şu ki; bu toplumların hızlı nüfus artışına sahip Bangladeş ve Sudan'a kıyasla daha az adaptif olduğunu kimse ileri süremez. Eger nüfus artışı adaptif başarı için evrensel olarak geçerli bir kriter değilse peki o zaman alternatif olan nedir? Cevap elbette insanların kendi mutluluk veya refahını kişisel olarak değerlendirmesidir.
Sayfa 69 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim
Diğer kültürleri değerlendirme konusundaki isteksizlik, en kutsal şeyimiz veya bir çoğunun dediği gibi en değerli şeyimiz, kültürel görelilik ilkeleri konseptine dayandırılabilir. Bu ilke ya da daha doğru ifade edecek olursak bu aksiyom, diğer kültürlerin değerlendirilecek inanç ve uygulamalar için geçerli evrensel standartlar olmamasından dolayı, inanç ve uygulamalar yalnızca meydana geldiği kültür bağlamında göreli değerlendirilebileceğini ifade eder.
Sayfa 43 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim
İnsan inançlarını anlama konusunda yıllar süren başarılı sayılabilecek çalışmalarinda (her oranda akademisyenlik standartlarına egemen olmakla), Needham'ı etkileyen söz: "birbirimizi tamamen yanlış anlamaya nasıl sebep olmuşuz..." olmuştur." Einstein'in ünlü "evren hakkındaki akıl almaz gerçeklik, evrenin akıl almazlığıdır" yorumuna istinaden, Needham şu benzer çıkarımı önermiştir: "İnsan yaşamına ait anlaşılır tek gerçeklik, onun anlaşılmazlığıdır"
Sayfa 43 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim
Geleneğin Adaptif Veya Maladaptiflik Analizi
Karşılaştırma uygulaması kaçınılmaz olmasına rağmen, bunun sistematik bir akademik faaliyet olarak uygulanması yine de emek ister ve karşılaştırmanın en zahmetli biçimi değerlendirmedir. Başlangıç örneğimiz olan duygu ile devam edersek, iki farklı kültürdeki insanların aynı duyguları yaşayıp yaşamadığını belirlemek yeterince zordur, bu duyguları az ya da çok adaptif veya sağlıklı olarak değerlendirmek ise çok daha zordur. Şüphe, nefret, korku, kıskançlık ya da öfke bazı koşullar altında adaptif olabilir fakat diğer koşullarda maladaptiftir. Bu tarz değerlendirmeler için kriterler geliştirmek, herkes için üstlenmesi oldukça güç bir sorumluluktur.
Sayfa 42 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim