Yavuz Kestane

Yavuz Kestane
@Reductioadabsurdum
İngilizce, İspanyolca ve Fransızca dillerinden çeviriler yapıyorum. Özellikle daha çok kitap okumak ve okuduğum kitapları değerlendirmek için buradayım.
Çevirmen
Galatasaray Üniversitesi
İstanbul
7 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Sevgi üzerine derinliğine düşünen ve belki de gelmiş geçmiş en büyük erotik yaratılışlarından birine sahip olan St.Augustine, sevgiyi bir arzu ya da bir iştah olarak yorumlayan görüşü aşmayı zaman zaman başarır. Böylece lirik bir anlatımla: Amor meus, pondus meum: illo feror, quocumque feror. "Sevgim benim ağırlık merkezimdir; o nereye giderse, ben de oraya giderim." der. Sevgi, sevilen şeye doğru çekilmedir.
Sayfa 9 - Yapı Kredi Yayınları, Çeviren: Yurdanur Salman·Kitabı okudu
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Don Quijote ve İspanyol Kültürü
Dürüst olalım: Quijote muğlaklıktır. Milli belagatimizin yağdırdığı aşırı övgülerin hiçbiri işe yaramadı. Cervantes'in hayatına dair tüm o alimane araştırmalar bu muazzam muğlaklığın bir bucağını bile açıklığa kavuşturamadı. Yoksa Cervantes alay mı ediyor? Peki neyle? Ötelerde, bir başına, La Mancha'nın engin ovasında Don Quijote'nin sırık gibi bedeni soru işareti gibi bükülmekte: Sanki İspanyol sırrının, İspanyol kültürünün muğlaklığının muhafızı o. Zavallı satış vergisi tahsildarı parmaklıkların ardından neyle alay etmekteydi? Peki alay etmek nedir ki? Alay etmek illa reddetmek midir?
Sayfa 60 - Yapı Kredi Yayınları, Çeviren; Mehmet Sait Şener·Kitabı okudu
Felsefe
Duyumcunun organı retina, damak, parmak uçları vesaire ise düşünürün organı kavramdır. Kavram, derinliğin doğal organıdır.
Sayfa 50 - Yapı Kredi Yayınları, Çeviren; Mehmet Sait Şener·Kitabı okudu
Felsefe
Bana göre her türlü ihtiyaç eğer desteklenirse yeni bir kültür alanına dönüşür. Keşke insanoğlu daima bilim ve adalet, sanat ve din gibi şimdiye kadar keşfedilmiş üstün değerlerle kısıtla kalmasa. Vakti gelince hazzın da bir Newton'ı, hırsın da bir Kant'ı doğacak.
Sayfa 18 - Yapı Kredi Yayınları, Çeviren; Mehmet Sait Şener·Kitabı okudu
Felsefe
İnsanlar genellikle elleriyle değil gözleriyle hüküm verirler; çünkü herkes görür, az kişi ne olduğunu hisseder; bu az kişi de devlet tarafından desteklenen kamunun kanaatine karşı gelmeye cesaret edemez. Bütün insanların, özellikle de yargılayanı olmayan hükümdarların işlerindeki sonuca bakılır. Bu yüzden bir hükümdarın zafer kazanmak için ve devletini korumak için kullandığı araçlar her zaman şerefli ve herkes tarafından övgüye değer sayılır; çünkü halk görünene ve olana bakar; dünya da halk yığınlarıyla doludur.
Sayfa 163 - Kabalcı Yayıncılık·Kitabı okudu
Felsefe