Azra Kohen'in kaleminden çıkmış muhteşem bir eser..
Osmanlı'nın küllerinden yeniden kurulan, nice mücadelelerle, zorluklarla, fedakarlıklarla alınan, bu topraklar üzerinde yaşanan savaşın hikayesi.
Kurtuluş savaşının iki tarafı vardı, savaşı sadece geçen gemilerden ibaret sananlar ve bizzat haksızlığa, zulme maruz kalıp hayatları pahasına savaşanlar.
Birbirine bu kadar zıt iki kutup nasıl olur da birbirine bu kadar yakın olur? Dünyanın dengesi değil miydi bu?
İstanbul çok karışıktı bir tarafta saltanat yanlıları diğer tarafta cumhuriyeti kuranlar vardı. En büyük ihanet de kendi içindekinin sana ihaneti değil miydi? Aynı toprağın insanı olup da nasıl ihanet ederdi insan?
İşte bu karışıklık içinde gördüler birbirlerini Selim ve Ülkü. İlk görüşte hisseder miydi insan kendini tamamlayanı. Sahi savaş zamanı aşık olabilir miydi insan. bu, geride bırakılan canlara haksızlık olur muydu ama gönül dinler miydi bunu?
Peki bu cumhuriyet okullarında öğrettikleri neydi? Gerçekleri görebilmek için insanlığın başına gitmeleri, insanlığın ilk gününden başlamak lazım demişti öğretmenleri. Hayatlarının değişeceğini bilmeden dinlemişlerdi onu.
Kadına değer veren, köylü milletin efendisidir diyen bir cumhuriyet kötü olabilir miydi gerçekten?
Sevmeyi sevilmeyi sonuna kadar hakeden insanların hikayesi..