"Savaş açacaksanız, silahlar doğrultulacaksa, kurşunlar sıkılıp insanlar öldürülecekse biz yokuz. Yetiştirdikleri buğdayı gıdaya dönüştüren bizler, giysi biçip kağıt üretenler, evler dikip dam örenler, barajlar ve enerji santralleri inşa edenler, yüksek gerilim hattı döşeyenler, ham petrolü işleyip bir düzine farklı parçaya dönüştürenler, ampuller, dikiş makineleri, kürekler imal edenler, otomobilleri, uçakları, tankları ve silahları üretenler, ölen biz olmayacağız, yok öyle yağma. Siz öleceksiniz"
"Herkes gibi biri olmamak hayatım boyunca beni de üzmüştür. Uzun yıllar boyu, özel biri olduğuma, farklı olmanın benim seçimim olduğuna kendimi inandırdım. Aslına bakarsan, diğerlerinden üstün olduğuma inanmak istiyordum; bir sanatçı ya da Matisse gibi bir dahi olarak değil de bildik kalabalıktan farklı biri olarak. Ben eşsizim, bir bireyim, sadece kendine özgü değil, aynı zamanda olağandışıyım."
"Sadakat korkunç bir bencillik ve aynı zamanda insan hayatındaki çoğu menfaat gibi kibirli bir şey değil mi? Sadakat beklerken ötekinin mutluluğunu istiyor muyuz? Ve o, sadakatin incelikli hapishanesinde mutlu olamıyorsa, yine de ondan sadakat beklerken onu gerçekten sevdiğimizi söyleyebilir miyiz? Ve eğer onu mutlu olacağı şekilde sevemiyorsak, ondan herhangi bir şey, sadakat ya da başka bir kurban talep etmeye hakkımız var mı?"