MY

MY
@Renee_Michel
Öğretmen
Lisans
32 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ben kitaba aittim, kendi hayatıma değil.
9/10
·280 syf.·
Beğendi
·
2025 12. kitabı
"Bu ifadeyi bir düşün. Lüzumlu insan nedir?" Aaliya'nın hayatına elimden gelse tüm kadınları konuk etmek isterdim. Benim için bu yılın favori kitaplarından biri olmaya layık. Zaman bulamadığım için alıntıya boğamadım belki uygulamayı ama o kadar çok altını çizdiğim yer vardı ki, hepsini tek tek paylaşmak isterdim. Kitabımız yalnızlığında kitaplarla ve edebiyat tutkusuyla örülü bir yaşam kuran Aaliya'nın hayatına konuk ediyor bizi. Aaliya kadın kimliğinin değer görmediği bir çevrede yetişen Beyrut'lu bir kadın olarak varlığının değersizleştiği bu dünyada kitaplardan kurduğu hayatıyla yalnızlığını kucaklıyor ve geliştirdiği mekanizmayla da hayata tutunuyor. Aaliya'nın dilinden dinlediğimiz kendi öyküsüyle birlikte dönemin siyasi yapısına da, toplumsal hayata da bir pencere açılıyor. Dolu dolu bir içerik, harika bir dil ve çeviri. Kısacası çok değerli eserlerden biri. Gönül rahatlığıyla ve ısrarla önerimdir. "Ben okuyan biriyim. Evet, ben buyum; hayatı zehir eden sırt ağrılarından mustarip bir okur." Keyifli okumalar...
Lüzumsuz KadınRabih Alameddine · Budala Kitap · 2021491 okunma
MY
Öyle güzel bir metin ki bitmesin diye ağırdan alarak okuyorum. Biterse bir arkadaşımı kaybetmişim gibi hissedeceğimden üç beş sayfa okuyup araya başka okumalar aldım. Bana Kirpinin Zarafeti adlı kitabı anımsattı, her iki kitaptaki ana karakterlerin birbirine benzeyen yönleri var.
Reklam
“Şaheser” mi yoksa “şişirme” bir kitap mı?
Puan vermedi·208 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 16:22
“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.” Bitti... İki saatte bitebilecek bir kitaptı ama günlerdir onunla yaşadığımı fark ettim. Bitirdiğimde bir fikir sahibi olurum diyordum, şimdi bir yük kaldı sırtımda. Tamamlanırım dedikçe eksik kaldım. Bitiririm dedikçe yittim. Oysa daha başından belliydi sonunda ne olduğu, “Hemen söyleyeyim, bu kitabın sonunda başkahraman ölüyor. Hatta sonunda bile değil, daha ortasında…” Ve şu gerçek tokat gibi çarptı suratıma: “Bazı hikâyeler doğumla değil ölümle başlar.” Ne zaman ölür insan? Bedenin toprak altına girmesi bir ölüm için yeterli midir? “Babam bir bahçe.” Güçlü bir metafor değil mi? Belleğimiz de bir bahçe aslında. Unutmaya çalıştıkça filizlenen, kurutmaya çalıştıkça yeşeren. Sahi, unutabildik mi yitirdiklerimizi? Hele ki bu yitip giden bir “babaysa”. Hâsılı kelam, baba eşsiz bir gölgedir, der M. Kemal Sayar, hesap sorar Nermin Yıldırım, “Baba, beni neden sevmedin?” Ve hüzün doludur Şükrü Erbaş’ın tanımı, “Anne gam yükü, baba bir boşluk fotoğrafıydı.” Yitip gitmeden anlayamıyoruz kimi zaman sevdiklerimizin değerini, yitip gitseler bile sevdiklerimiz her zaman sevmiyor bizi. Zordu okumak, bir ölümü anlatıyor sanmıştım, ölümle ölünmediğini her sayfada anladım. “Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi?” “En azından guguk kuşunun ötüşünü duyacak mıyım?” Öleceğinizi öğrenseniz, bu dünyaya dair neyi göremeyecek oluşunuz üzerdi en çok sizi? Dokunmadan kitabında okumuştum, “Ölecektim. Öyle yaşlanıp elden ayaktan kesilince değil üstelik, bugün yarın. Belki yeni bir mevsim göremeden, tek bir yeşil erik daha yiyemeden, kıymetli defterimin sonuna gelemeden...” Ölene mi zor ölüm yoksa arkasında bakakalana mı? Sizin hiç babanız öldü mü diye sorar Cemal Süreya, “Benim bir kere öldü, kör oldum,” diye devam eder.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
MY
Kesinlikle çok şişirilmiş bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çok kötü değil ancak yere göğe sığdıramadıkları kadar da değil.