Binlerce yıl önce geceleri toprağa uzanıp gökyüzünü seyreden insanlar için sema büyük bir merak konusuydu. İnsanlık bu merakını gidermek için tarih boyunca gökyüzüne baktı, onu anlamak, anlamlandırmak için sayısız efsane üretti. Ta ki 1969’da ay üzerine ilk adımı atana kadar. Bu adım aya olan merakı bir nebze olsun gidermekle beraber daha büyük merakların kapısını açtı.
İnsanlar yalınız gökyüzüne değil, kendisini çepeçevre sarmış olan coğrafyaya, başka kültürlere de merak duyuyordu. Bu merak neticesinde sayısız insan, imkânları ölçüsünde seyahatlere çıktılar. Bu seyahatlere çıkanların kahir ekseriyeti seyahati esnasında notlar almazken, seyahatlerini yazıya geçiren az sayıdaki insanın tuttuğu notlar, geçmiş için paha biçilemez bir hazine olan “seyahatname” türünü meydana getirdi. Bugün bizler için eski devirdeki insanların yaşamı da bir merak konusudur. Özellikle eski dönemlerdeki sıradan insanların hayatlarını nasıl geçirdikleri adeta bir muammadır. Mesela Bilge Kağan Bengü Taşları diktirirken orada bulunan insanlar ne hissediyorlardı? Timur Osmanlı üzerine sefere çıkarken ordusundaki bir asker ne hülyalar kuruyordu? Maalesef mensubu olduğumuz kültürde yazı geç dönemlerde toplumsal hayata sirayet ettiği için bu tip sivil tarih alanında kaynak bulmak neredeyse imkânsızdır.
İşte bu noktada seyahatnameler devreye giriyor. Her ne kadar o hayatın öznesi konumundaki insanlarca yazılmayıp, gözlemleyenler tarafından yazılmış da olsa büyük kaynak vazifesi görmektedir. Bu anlamda seyahatnameleri, sıradan insanların tarihinin adeta kutsal kitapları sayabiliriz.
Bu cümlelerin ışığında bakacak olursak, Sayın Zafer SARAÇ’IN “Seyahat Diyen Kitaplar” adlı eseri eşsiz bir kültür hizmeti sunmaktadır. Kitap 7- 13.yy arasındaki 13 asırlık bir dönemde gerçekleşmiş olan 25 farklı