Esasen, Melek'in çektiği korkunç acıları, işkenceyi, akla uzak aşağılanmaları okuyup da cinsel arzuları kabaracak kişinin ruh sağlığından ciddi biçimde kuşkulanmak gerekir.
Resmen yalan söylüyorlar. En büyük yalanları da (ne demekse 'çağdaş') milliyetçiliğin Fransız İhtilali ile birlikte başladığıdır. Yalan ve çarpıtma işin temelinde var.
Yine de, gücü kadından başkasına yetmeyen tiplerden. Karısından başkasına el kaldırmıyor. Dışarıya karşı şirin mi şirin. Çevresindekiler onu uysal, iyi bir koca olarak görüyor. Neler gördüğünü, başına neler geldiğini söyleyip şikayet etse bile, kadına hiç kimse inanmıyor. Adam da bunu bildiği için, şiddete başvurduğunda dışarıdan görülmeyecek yerleri seçiyor ya da bu işi iz bırakmayacak şekilde yapıyor. Olay bu değil mi?