Hafızanın bahçesi çoraklaşmaya başlayınca insan elde kalan son ağaçların güllerin üzerine şefkatle titrer. Kuruyup gitmesinler diye sabahtan akşama kadar onları sulayıp okşuyorum. Hatırlıyorum, hatırlıyorum ki unutmayayım!
Bazı özentili budalaların sandığının tam tersine, bir iki kelime bile sessizlikten iyidir. Bütün acımasızlığı ile ağır ağır yol alan bir tren gibi, hayat ruhumuzu ve gövdemizi ufalayarak geçerken sessiz durmak, ağzını açıp tek söz söylememek, neye yarar, Allah aşkına?
Bakın bize, acılarımıza ve yaralarımıza bakın; biz ne kadar hassas, ne kadar ince, ne kadar özeliz! Acılar bizi sizlerden çok daha ince ve duyarlı kıldı. Sizde bizim gibi olmak, sefaletimizi bir zafere, hatta bir üstünlük duygusuna çevirmek istiyorsunuz değil mi? Öyleyse inanın bize, bizim acılarımızın hayatın sıradan hazlarından daha zevkli olduğuna inanın yeter.