Dilek

Dilek
“Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.”
Anne
Bırak kalsın masada ekmek, testide su Ayna puslu, pencere camı kirli Bırak kalsın saçların dağınık, gözlerin uykulu. Saksıdaki çiçek susuz, kedi yalını bekler bir köşede Bırak kalsın meyve ağaçta, kırlangıç havada Dama düşen ince yaz yağmuru... Yoruldun artık, bütün gün didinip durdun Toprak bile, gök bile, deniz bile bir yerde yorulur Bırak kalsın süpürge duvarda, sabun kovada Anne, gel yanıma otur.
Sayfa 137·Kitabı okudu
Reklam
Bir trenin camlarında uzayıp giderken dünya Yakalanmayan görüntüler mutluluklardır belki Acılarsa, uzun uzun beklenilen istasyonlara benzer İki uzaklık arasındadır her insanın tarihi... Gitsem bütün akşamlar geç, sabahlar erken Kalsam bu kent alnıma yeni çizgiler ekler Akıp giden her suya akma isteği midir bu? Açan her çiçeğe açmak mı gelir içimden? Oysa acılarımızdır birbiriyle çarpışan yaşam boyu Mutluluklarımızdır, cephe gerilerinde bekleyen.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Her ayrılık belki de bir kaçıştır kendimden Bırakıp gitmelerin durulduğu bir yer yoksa da Düşlerimde yollar tozar, denizler köpürürken Artık bu kent de bir ayrıntıdır olsa olsa... Bir uçurum dolar ya kendi derinliğiyle Bir deniz o deli mavisiyle birdenbire barışır Ben öyle, yetiniyorum bu yaşamla işte Son dizesi yazılmamış o tufan şiirlerinin Burukluğu her ne kadar kaldıysa da içimde
Sayfa 123·Kitabı okudu
Az önce yağmurun yıkadığı dünya yeni bir dünyadır artık Akan su kiri, yaşayan insan acıyı tutmaz
Sayfa 117·Kitabı okudu
Yaşamın anlamı nedir diye sorular sormanın bir yararı olmadığına karar verdik; çünkü yaşam bir yanıt değil, bir sorudur ve yaşamın yanıtı siz, kendinizsinizdir.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Reklam