Yatağımın karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
Sen de mi uyuyamıyorsun? diye fısıldadı babam karanlıkta. Yanındaki şezlongta uzandığımı fark etmiştim. Bu ara uyuyamıyorum bazı geceler, diye fısıldadım suçlulukla. Merak etme geçer dedi şefkatle. Daha gençsin. Acılar yüzünde uykusuz kalmak için daha çok erken, korkma. Ama benim yaşıma gelince hayatta pişman olduğun şeyler varsa sabahlara kadar yıldızları sayarak bekliyorsun. Sakın pişman olacağın bir şey yapma.
Sevdiklerimizi kaybedince onların adlarını ruh çağırma oyunlarında taciz etmeyelim...Onun yerine onları hatırlatacak bir eşya, ne bileyim mesela bir küpe bile bizi yıllarca çok daha iyi teselli edebilir.