R.Raskolnikov

R.Raskolnikov
@Rodion_1
~Herkes Celladına Aşık Olur Nihayetinde
Arkasızlık, yoksulluk her yerde kötü!
Sayfa 83·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Suçun Felsefeyle Maskelendiği Bir Vicdan Otopsisi
10/10
Bu roman, bir cinayeti anlatmaz; cinayeti mümkün kılan zihni parçalarına ayırır. Dostoyevski burada okura ahlaki bir ders vermeye çalışmaz, aksine onu rahatsız eder. Çünkü Raskolnikov’un sorusu tehlikelidir: “Eğer amaç yüceyse, yolun kirli olması gerçekten önemli mi?” Raskolnikov, yoksul bir genç değil sadece; fikir sarhoşu bir zihin vakasıdır. Batı felsefesinin yarım yamalak özümsenmiş kavramlarıyla kendini “olağan” insanların üstüne yerleştirir. Onun trajedisi yoksulluk değil, kendini Tanrı’nın yerine koyma cüretidir. Romanın asıl suçlusu da baltadan önce bu kibirdir. Cinayet sahnesi bir doruk değildir; bir çöküştür. Asıl roman, suçtan sonra başlar. Kahramanın bedeni hayatta kalır ama zihni parçalanır. Dostoyevski, burada polisiye beklentisini bilinçli olarak sabote eder: Kaçış yoktur, tempo yoktur, rahatlama hiç yoktur. Çünkü bu hikâyede adalet dışarıdan değil, içeriden saldırır. Yan karakterler birer “insan” olmaktan çok, Raskolnikov’un içindeki çatışmaların somutlaşmış hâlidir. Özellikle Sonia karakteri, ahlakın kitaplardan değil, acıdan ve fedakârlıktan doğduğunu hatırlatan rahatsız edici bir karşı duruştur. Onun varlığı, Raskolnikov’un tüm teorisini sessizce çürütür. Komiser Porfiry ile yapılan diyaloglar, romanın en sert yerleridir. Burada suçlunun değil, fikrin sorgulandığını görürüz. Kim daha güçlüdür: mantıkla suçu aklayan biri mi, yoksa suçu konuşmadan bilen biri mi? Dostoyevski bu romanda şunu acımasızca söyler: İnsan, suç işledikten sonra pişman olmayabilir. Ama vicdanından kaçamaz. “Suç ve Ceza”, adaletin mahkemede değil, insanın kendi içinde kurulduğunu gösteren karanlık bir aynadır. Okur bu aynaya baktığında Raskolnikov’u değil, kendini görürse asıl tehlike orada başlar. Son olarak incelememi şu iletimle bitirmek istiyorum
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Bir Çocuğun Kalbinden Dünyaya Bakmak
9/10
Bazı kitaplar vardır; okur bitirdiğinde hikâye kapanmaz, aksine içimizde bir kapı açılır. Bu kitap da tam olarak bunu yapar. Beş yaşında bir çocuğun gözlerinden anlatılan dünya, yetişkinlerin çoğu zaman görmezden geldiği acıları, sevgisizlikleri ve küçük umutları bütün çıplaklığıyla önümüze serer. Zeze, yaşı küçük ama kalbi fazlasıyla büyük bir çocuk. Onun “yaramazlık” olarak adlandırılan davranışları, aslında hayata tutunma çabasının sessiz çığlıklarıdır. Maddi yokluk, ilgisizlik ve sertlik içinde büyürken, zekâsı ve hayal gücüyle kendi iç dünyasını kurar. Bu dünya bazen bir öğretmenin sıcak bakışında, bazen bir ablanın koruyucu sessizliğinde, bazen de küçücük bir fidanın gölgesinde filizlenir. Kitap, çocukluk masumiyetini romantize etmez; aksine, bir çocuğun sevgisiz kaldığında ne kadar erken büyümek zorunda kaldığını gösterir. Zeze’nin kurduğu bağlar –insanlarla ya da bir ağaçla– aslında tek bir ihtiyacın etrafında döner: anlaşılmak. Okur, onun sevinçlerine gülümserken acılarına sessizce eşlik eder; çünkü anlatılan şey yalnızca bir çocuğun hikâyesi değildir, kaybolmuş birçok çocukluğun ortak hafızasıdır. Bu metin, merhametin ne kadar dönüştürücü olabileceğini, küçük bir şefkatin bile bir hayatı nasıl ayakta tutabileceğini fısıldar. Aynı zamanda, sevgiden mahrum bırakılan bir çocuğun dünyaya karşı ne kadar kırılgan olduğunu da unutturmadan… Kitabı kapattığınızda, içinizde hafif bir sızı kalır. Ama bu sızı rahatsız edici değil; insanı daha dikkatli, daha yumuşak, daha anlayışlı kılan türdendir. Belki de en büyük başarısı budur: Okura kendi çocukluğunu hatırlatırken, bugünün çocuklarına nasıl bakması gerektiğini düşündürmesi
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,2bin okunma
Haçça bak sana ne diyeceğim? Ahmet'i imam hatip okuluna versek de oluyormuş! Daşduraklı Hilmi anlatı ;orda çıkanda kaymakam, yargıç okuluna harb okuluna gidebilecekmiş. Yakında maneviyat a değer veren hökümetler gelecekmiş. Bunu duyduğuma sevindim sende sevinirsin diye geldim...
Sayfa 31 - Literatür·Kitabı okudu
Bazı Yaralarsa Hiç İyileşmiyordu
Bazı yaraların iyileşmesi çok uzun sürüyordu...
Sayfa 311