Cem

Hayatta karşılaştığınız bütün zorluklar, bütün dertler ve büyük sıkıntılar, bütün kâbuslar ve bütün kayıplar, çoğu insan tarafından bir lanet, tanrının verdiği bir ceza, olumsuz bir şey olarak görülür. Keşke insan başına gelen hiçbir şeyin olumsuz olmadığını anlayabilse. Hiçbir şeyin derken ciddiyim, bütün dertler ve büyük sıkıntılar, o en büyük kayıplar, size " bunu bilseydim asla başaramazdım" dedirten şeyler, size armağandır. Sanki birileri demiri tavlamak zorundadır. Bu, gelişmeniz için size verilmiş bir fırsattır. Bu, dünya gezegeninde var olmanın yegâne amacıdır. Güzel bir çiçek bahçesinde oturursanız, birileri de size gümüş tepside muhteşem yiyecekler getirirse gelişmezsiniz. Fakat; hasta olursanız, acı çekersiniz, kayıplar yaşarsanız ve başınızı kuma gömmeyip acıyı buyur eder ve onu bir lanet ya da ceza olarak değil de çok ama çok özel bir amaçla size verilmiş bir armağan olarak kabul etmeyi öğrenirseniz, gelişirsiniz.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Reklam
BEKLE!
Kuşlar gittikçe daha yüksek sesle ötüyordu. Sonunda güneş göz alıcı bir parlaklıkla doğdu. Sylvia denizdeki gemilerin beyaz yelkenlerini görebiliyordu. Az önce mor, pembe ve sarı görünen bulutlar solmaya başlıyordu. Bu yeşil dallar denizinde beyaz balıkçılların yuvası neredeydi? Bu harika manzara ve dünyanın geçit töreni, bu kadar baş döndürücü bir yüksekliğe tırmanmanın tek ödülü müydü? Şimdi tekrar aşağıya bak Sylvia, yeşil bataklığın, parıldayan kuş ağaçları ve koyu baldıranların arasında uzandığı yere, beyaz balıkçılı bir kez gördüğün ve tekrar göreceğin yere bak, bak! Ağır ağır süzülen tek bir tüymüşçesine beyaz bir nokta, ölü baldıran otundan yukarı çıkıyor, büyüyor, yükseliyor, sonunda yaklaşıyor ve koca gövdesiyle bir işaretçi gibi dikilen çamın tam yanından geçiyor. Bekle! Bekle! Ayağını, hatta bir parmağını bile kıpırdatma, o hevesli gözlerinden ışık ve bilinç oklarını fırlatma, çünkü balıkçıl senin dalından çok da uzakta olmayan bir çam dalına konmuş yuvadaki eşine sesleniyor, yeni gün için tüylerini düzeltiyor! Birkaç dakika sonra bağıran alaycı kuş topluluğu ağaca gelip de onların hareketlerinden rahatsız olan balıkçıl ağaçtan uzaklaşınca kız tuttuğu nefesini bırakıp rahatladı. Artık yüzen, sallanan, bir ok gibi, aşağıdaki, yeşil dünyadaki evine dönen o yabani, hafif ve narin kuşun sırrını biliyordu.
Sayfa 21
"Beyaz Balıkçıl" adlı öyküden...
Sonraki zamanlarda Sylvia, çoğu gece aylak aylak inekle beraber eve dönüş yolunda, gencin ıslığının çayır tarafında yankılandığını duydu. Onun silahının keskin sesi ile sessizce yere düşen, şarkıları yarıda kalmış, güzel tüyleri kana bulanmış ardıç kuşları ve serçeleri düşünürken içine çöken hüznü bile unutmuştu. Yaz ve orman... Bu kızın kaybetmeyi göze aldığı hazineleri unutmayın. Hediyelerinizi, lütuflarınızı getirin ona. Sırlarınızı bu yalnız taşra çocuğu ile paylaşın.
Sayfa 23
...bir ağacı ya da bir hayvanı asla yalnızca bir ağaç ya da hayvan olarak görme. Bunlar Allah'ın yeryüzündeki işaretleri olmakla birer kitap gibi okundukça büyür ve anlam kazanırlar.
Sayfa 10
Fakat ne yaparsam yapayım gelmiyordu Ses. Özlemine dayanamadığım günlerden bir gün, yataktan kalkıp doğruca Deli Kadir'e gittim ve bir solukta olan biteni anlattım. Eşsiz bilgeliğiyle şöyle cevapladı beni: "E, büyüdün artık, Rüya . Sadece çocuklar duyduğu her sese kulak kabartır. Baktığı her şeyi görür, hissettiği her duyguyu yaşar ". Çok sonraları şair Louis Glück'ün buna benzer bir dizesine rastladım: "Dünyaya bir kez çocukken bakarız. Gerisi, hatıradır".
Sayfa 39·Kitabı okudu
Reklam