Ulysses Bağlamında Bir Deneme
“İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu
Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini
Ben Avrupalıyım, demeye başladı,
Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.”
Modern edebiyatın öncüleri deyince akla gelen ilk eserlerden birisi şüphesiz Joyce ’un kaleme aldığı Ulysses’tir. Kitap uzun bir müddet dünya edebiyat gündemini meşgul etmiştir. Bu hacimli eseri okumak dünyanın neresinden olursanız olun, pek kolay değildir. Ancak bu yazıda ele alınacak konu bu metni Türkçe okuyacak olanları ilgilendirmektedir.
Batı, yüzyıllardır dünya medeniyetine yön veriyor. Bugün İngiltere deyince akla Shakespeare, Fransa deyince Hugo, Almanya deyince de Kant gelmektedir. Bir çırpıda saydığımız bu isimleri çoğaltmak, listeyi uzatmak pek ala mümkün. Peki, Türkiye deyince akla kim geliyor? Bizim milli bir şairimiz var mıdır? Ya da dünyaya mal olmuş bir edebiyatçımız? Bu soru uzun yıllar ülke gündemini meşgul etmiştir, hala da etmektedir. Cevap verenler olmuştur, olacaktır. Nazım, Akif, Necip Fazıl, Orhan Pamuk… Bu satırların yazarı ise bu sorunun sorulmasını çok doğru kabul etmemekle birlikte verilen cevaplara çekimser kalmaktadır. Nedeni ise milli yahut yerli olmaktan ne anlaşılabildiğidir.
Dünya edebiyatını oluşturan güçlü eserler, bir bakıma kendi toplumlarını en güçlü anlatabilen eserlerdir. Buradaki yerelliğin gücü, evrenseli yakalayabilmek adına çok kıymetlidir. Yerellik aslında evrenselliğin küçük bir tezahürüdür. Ulysses isimli eser ise, bütün Batı tarihini, uygarlığını okuyucusunun önüne sermektedir. Bilmecelerle, oyunlarla anlattığı bu köklü tarih şüphesiz bir batılı için çok fazla anlam ifade etmektedir. Türkiye’den dünyanın batı tarafına bakan okuyucu bu büyüklüğün karşısında edecek tek kelime bulamayabilir. Karşısında saygı duymaktan başka elinden bir