Cem

Cem
Ekşi sözlük/rogojin
Puan vermedi·96 syf.··
2025 2. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2025 15:16
Elizabeth Kübler Ross'un 1991'de yayınlanmış bu kitabı; internet, akıllı telefon ve yapay zekâ öncesi dönemlerden kalma hassasiyetleri de içeren bir çalışma. Kübler Ross bir doktor ve kitabın iç kapağında yazdığı gibi, çağdaş hospis hareketinin öncüsü kabul ediliyormuş. Hospis hareketi de ölmekte olan insanların ölüme geçişlerinin mümkün olduğunca kaygısız, acısız, ağrısız geçebilmesi için hastaların ruhsal ve duygusal ihtiyaçlarına odaklanan bir yaklaşım- bu da yine kapakta yazıyor. Kitapta önsöz dahil beş bölüm var. Kitabın son bölümü olan "Bir Ebeveynin Ölümü" kısmında anne babasını kaybeden çocuklar ve yetişkinlerin bu acıyla nasıl başa çıkabildiği üzerine gözlemler, öneriler yer alıyor ve kitabın esas temasıyla kesinlikle alâkalı olsa bile büyük bir oranda öte dünyaya bakmayan yönüyle diğer yazılardan ve bölümlerden ayrılıyor. Kitabın 1, 2, 3 ve 4. bölümlerinde Dr. Kübler Ross, hospis hareketinin öncüsü olmasının ötesinde bir yeni çağ dini ya da yeni çağcı bakış açısıyla yazılmış tonlarca, binlerce kitaptakini andırır bir şekilde (bunlardan bir avuç okumuş olarak büyük bir genelleme yapsam da) ölüm ötesinde yaşananlar hakkında artık bir inanca dönüşmüş bulunan bakış açısını paylaşıyor. Doktor, 20 binden fazla ölüme yakın deneyim yaşamış hastayla yaptığı bu çalışmaların sonucunda kültürleri aşan bir olgu olarak ölüme yakın deneyimlerin ortak ögeleri sıralıyor; Doktor Ross bu paylaşımlarda fiziksel ölüm evrelerini de anlatıyor. İlgi çekici ve insana oldukça iyi gelen sayfa sayfa düşünce ve gözlem okuyoruz. Anlaşılan o ki; dünya ötesinde sevgiyle kucaklanacağımız bir başka realite ve gerçeklik var ve asla yalnız değiliz. Burada boşuna bulunmuyoruz. Yaşadığımız hiç bir şeyi de boşuna yaşamıyoruz. Benim cümlelerim basit kalıyor, ama Kübler Ross bütün bunları
Ölümden Sonra YaşamElisabeth Kübler-Ross · Profil Kitap · 202457 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Cem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·96 syf.··
21 saatte okudu
·
2025 2. kitabı
Elisabeth Kübler-Ross
7.9/10 · 57 okunma
Hayatta karşılaştığınız bütün zorluklar, bütün dertler ve büyük sıkıntılar, bütün kâbuslar ve bütün kayıplar, çoğu insan tarafından bir lanet, tanrının verdiği bir ceza, olumsuz bir şey olarak görülür. Keşke insan başına gelen hiçbir şeyin olumsuz olmadığını anlayabilse. Hiçbir şeyin derken ciddiyim, bütün dertler ve büyük sıkıntılar, o en büyük kayıplar, size " bunu bilseydim asla başaramazdım" dedirten şeyler, size armağandır. Sanki birileri demiri tavlamak zorundadır. Bu, gelişmeniz için size verilmiş bir fırsattır. Bu, dünya gezegeninde var olmanın yegâne amacıdır. Güzel bir çiçek bahçesinde oturursanız, birileri de size gümüş tepside muhteşem yiyecekler getirirse gelişmezsiniz. Fakat; hasta olursanız, acı çekersiniz, kayıplar yaşarsanız ve başınızı kuma gömmeyip acıyı buyur eder ve onu bir lanet ya da ceza olarak değil de çok ama çok özel bir amaçla size verilmiş bir armağan olarak kabul etmeyi öğrenirseniz, gelişirsiniz.
Sayfa 31·Kitabı okudu
BEKLE!
Kuşlar gittikçe daha yüksek sesle ötüyordu. Sonunda güneş göz alıcı bir parlaklıkla doğdu. Sylvia denizdeki gemilerin beyaz yelkenlerini görebiliyordu. Az önce mor, pembe ve sarı görünen bulutlar solmaya başlıyordu. Bu yeşil dallar denizinde beyaz balıkçılların yuvası neredeydi? Bu harika manzara ve dünyanın geçit töreni, bu kadar baş döndürücü bir yüksekliğe tırmanmanın tek ödülü müydü? Şimdi tekrar aşağıya bak Sylvia, yeşil bataklığın, parıldayan kuş ağaçları ve koyu baldıranların arasında uzandığı yere, beyaz balıkçılı bir kez gördüğün ve tekrar göreceğin yere bak, bak! Ağır ağır süzülen tek bir tüymüşçesine beyaz bir nokta, ölü baldıran otundan yukarı çıkıyor, büyüyor, yükseliyor, sonunda yaklaşıyor ve koca gövdesiyle bir işaretçi gibi dikilen çamın tam yanından geçiyor. Bekle! Bekle! Ayağını, hatta bir parmağını bile kıpırdatma, o hevesli gözlerinden ışık ve bilinç oklarını fırlatma, çünkü balıkçıl senin dalından çok da uzakta olmayan bir çam dalına konmuş yuvadaki eşine sesleniyor, yeni gün için tüylerini düzeltiyor! Birkaç dakika sonra bağıran alaycı kuş topluluğu ağaca gelip de onların hareketlerinden rahatsız olan balıkçıl ağaçtan uzaklaşınca kız tuttuğu nefesini bırakıp rahatladı. Artık yüzen, sallanan, bir ok gibi, aşağıdaki, yeşil dünyadaki evine dönen o yabani, hafif ve narin kuşun sırrını biliyordu.
Sayfa 21
"Beyaz Balıkçıl" adlı öyküden...
Sonraki zamanlarda Sylvia, çoğu gece aylak aylak inekle beraber eve dönüş yolunda, gencin ıslığının çayır tarafında yankılandığını duydu. Onun silahının keskin sesi ile sessizce yere düşen, şarkıları yarıda kalmış, güzel tüyleri kana bulanmış ardıç kuşları ve serçeleri düşünürken içine çöken hüznü bile unutmuştu. Yaz ve orman... Bu kızın kaybetmeyi göze aldığı hazineleri unutmayın. Hediyelerinizi, lütuflarınızı getirin ona. Sırlarınızı bu yalnız taşra çocuğu ile paylaşın.
Sayfa 23