Barış Bıçakçı'dan okuduğum ikinci kitap Tarihi Kırıntılar oldu. Kitabı çok beğenerek, kitaptan etkilenerek okudum. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve aslında yazarın son çalışması olan Dünyaya Yeni Gelen Okurlar İçin'i okurken bana antipatik gelen bazı ögeler burada da vardı. Ancak genel bir değerlendirme ile baktığımda çok beğendiğim, oldukça iyi bir eser okuduğumu düşünüyorum.
Öncelikle, bir kayıp insan üzerinden anlatılan hikâyeler beni etkiliyor. Nice polisiye kitabın neredeyse klişe bir ögesi olarak kaybolmuş bir insan ile ilgili bir hikâye okumak şaşırtıcı hiç bir özellik taşımıyor. Polisiye hikâyelerde kaybolan kişinin bulunması kadar neden kaybolduğu da önem taşıyor. Burada da benzer bir durum söz konusu. Baş karakterimiz Can'ın kızkardeşi Meral bir şairin peşinden gidiyor ve 25 sene boyunca bulunamıyor. Kitap, Can'ın kardeşini arayışını, bu arayış aracılığıyla bir çok şairle görüşüp onlarla yaptığı söyleşileri hikâyelere dönüştürmesini, geçmiş zamana, bugüne ve hikâyelere dönerek anlatıyor. Ayrıca şairlerle yapılan ve hikâyeye dönüşen söyleşilerin ardından o şaire özgü şiir anlayışını açıklayan kısa poetika bölümleri yer alıyor.
Yazarımızın en büyük başarısı, metninin birazdan söz edeceğim ve tamamen bana ait ve beni bağlayan olumsuz özelliklerine rağmen baştan sona tutturduğu üslûp, derinlik, edebiyattan vazgeçmeden tam da içerden söyleyen yazarın kendisine ait ve özgü o söyleme, anlatma biçimi. Yazardan okuduğum ilk esere kıyasla "Tarihi Kırıntılar" fokur fokur kaynayan bir demlik gibi, büyük bir enerji taşıyor. Bu enerji, normalde ağır aksak bir akışa mahkûm olabilecek bir konunun ve meselenin 4 parçalı halinin maharetle işlemesinden kaynaklanıyor. Bu anlamda "Tarihi Kırıntılar", önemli edebiyat eserlerinin taşıdığı bir canlılıkla dolu bir çalışma.
Kitabın