Cem

Cem
Ekşi sözlük/rogojin

Cem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·218 syf.··
22 saatte okudu
·
2023 1. kitabı
Yeşim Yörük
9.5/10 · 55 okunma
Reklam
Kırmızı Bir Otomobil/Radyo Tiyatrosu
Ufuk Baltacı'nın yazdığı ve İzmir Radyosu yapımı olan bu oyun öncelikle Stephen King'e bir selam. Ufuk Baltacı'dan da eğer hayattaysa çok ilginç bir konuyu nasıl böyle batırarak bitirebildiğini öğrenmek iyi olurdu. Oyunun konusu çok ilginç: sanatçı Belgin hanımın kız kardeşi aylar önce kırmızı renkli arabasıyla Bodrum'a giderken kaybolmuştur. Turizmci bahadır annesiyle beraber bu haberi duyunca benzer bir iki haber daha hatırlar. Gerçekten de aynı yol üzerinde kırmızı arabalarıyla kaybolan insanlar vardır. Bahadır , Belgin'e ulaşır, beraber kırmızı bir araba kiralayıp Bodrum'a giderler. Olayın final kısmına dek her şey çok güzel. Merak duygusu, mizah hatta gerilim dengeli şekilde kuruluyor. Yazarın tökezlediği nokta zaten oyunun düğümünün çözüldüğü finalin tamamı. Burada öncelikle muamma fazlasıyla kısa sürede çözülüyor, bu kadar kolay bir çözüm oyunun finale dek süren 40 dakikasına ihanet etmiş oluyor. İkincisi finalde kız kardeş rolünü seslendiren oyuncuya umarım bu kadar kötü seslendirme yaptığı için ödül vermişlerdir,-belki genç olmasıdır bu amatör sesin sebebi, kızmamak mı lazım bilemedim şimdi. Bir diğer kötü nokta oyunda kullanılan geçiş müziklerinin kötü olması. Sonuç: finalde dağılıp batırana dek oyun oldukça iyiydi. Bu final sebebiyle bu oyunu önermiyorum. trtdinle.com/show/kirmizi-bi...
Kahve Falı / Radyo Tiyatrosu
İstanbul radyosu tarafından seslendirilen bu oyun Aşkın Güngör'e ait. Bir kahve falından ilginç bir gerilim çıkarabilen Aşkın Güngör'ü tebrik etmek gerek. Oyunun konusu şöyle: Hakan ve Senem evli bir çift. Pazar kahvaltısına hazırlanırken kapı çalıyor ve içeri bir adam giriyor. Adamın söylediğine göre; Hakan bu pazar günü belli bir saatte dört kişiyi öldürecektir. Bunu iddia eden de Kahve Falı Medyumları Şirketidir. Eve gelen adam da bu olayın önlenmesi amacıyla şirket tarafından görevlendirilmiş birisidir. Doğal olarak, ortalık karışır... Oyun çok iyi. Çok iyi, çünkü öncelikle fantastiğe kayabilecek bir konuyu çok da güzel manevralarla polisiyeye ve gerçekçi bir çizgiye taşıyabilmek, yazarın maharetinin rastgele olmadığını düşündürecek denli nitelik taşıyor. Oyunun mizahi yonlerin ağır bastığı bir tonla başlayıp ağır ağır fantastiğe ve ardından gerçekçi bir polisiyeye doğru yol alması oyunun çıtasını yükseltiyor. Final de oldukça iyi. Seslendiren oyuncular çok iyiler, oyunun hakkını veriyorlar hakikaten. Bu dünya mümkünlerin dünyası. En olmaz denilen şeyin bir oluru vardır belki de, biz bilmiyoruzdur, bunu hayal etmemişizdir, edememişizdir. Ancak Aşkın Güngör bunu hayal edebilmiş ve anlatabilmiş. İşte bu sebeple oyunu kesinlikle öneririm. trtdinle.com/show/kahve-fali
Bay Gökyüzünün Bahçesinde/Radyo Tiyatrosu
Adem Ayakta'nın yazdığı bu oyun eğer yanılmıyorsam 80'li yıllara ait bir oyun ve bugün konusu itibarıyla bizi şaşırtacak bir özellik veya yenilik taşımıyor. Buna rağmen yine de enerji dolu, merak uyandıran anlar barındıran bir çalışma. Seslendirme çok iyi, önemli isimlerin de yer aldığı bir ses tiyatrosu çalışması bu. Belki bir gün bizler de Bay Gökyüzü'nün bahçesine düşeriz. Ve orada biz de merak ederiz: neden buradayız, neden bir aradayız? Ve bu piyano neden tabuta benziyor? Öneririm. trtdinle.com/show/bay-gokyuz...
Lüzumsuz Adam / Radyo Tiyatrosu
Sait Faik Abasıyanık'ın hikâyesi Lüzumsuz Adam'ı Erhan Gökgücü radyo tiyatrosuna uyarlamış. Büyük ihtimalle 80'li yıllardaki radyo tiyatrosu oyunlarından birisi bu. Seslendiren oyuncuların güzel türkçesi oyunun/hikâyenin kendisi kadar güzel. İki üç sokaktan ibaret mahallesinde yaşayan Mansur bey için hayat tekrarlardan, önemsiz meraklardan ibarettir. Yaşıyor olmanın ne olduğunu bilmediği söylenir kendisine hep, çünkü bir şekilde başkalarının önemsediği şeyleri önemsemez Mansur bey, ve bunun sebebi de kendisinin daha farklı, daha özel, daha farklı olması da değildir üstelik. Sebebi nedir peki bu her şeyi oluruna bırakmış olmanın, bu her şeye alışmış olmanın, merak etmemenin? Çünkü Mansur bey de nice insanın hissettiğini hissetmektedir: buraya gelmiştir, ama kendi arzusuyla değil. Onun elinde olmayan bir şeydir yaşıyor olmak. Önemli bir şey olmaksızın akıp giden şu zaman, gereksiz bütün kalabalıklar, boşu boşuna iç içe geçmiş kucak kucağa yaşayan milyonlarca insan.. hayat dedikleri işte bu anlamsızlıklar, gereksizlikler , manasız zaman akışlarından başka nedir ki? Ama o vapur vardır, ve o ihtimal de gerçektir. Mansur beyi seslendiren Sönmez Atasoy için bile dahi dinlenmesi gereken bir oyun Lüzumsuz Adam. Çok iyi bir uyarlama. Kesinlikle öneririm. trtdinle.com/show/luzumsuz-a...
Reklam