Faruk Duman'ı bunca zaman sonra yeniden okumak ne güzel. Özlediğim her şeyi bir anda karşımda buldum: ayazma'ya tırmanan yusuf necmi yazarın dünyası olan kelimelerle ağaçlar, ormanlar, akan sular ve koca bir doğada dolaşıyor, düşünüyor, hayal ediyor, aşık oluyor. Bir yandan da yaşlılık günlerinde ölüme yaklaşırken, hatırlıyor. Bu koca doğa içerisinde yapraklar, sular, ağaçlar gibi yusuf necmi de. Bizler, oraya aitiz. Faruk Duman okuyup da yazarı sevmiş olan her okur bu ormana, bu sulara, ağaçlara aşinadır. Bu ormanda bir pars, veya ruhu göklere uzanan bir domuz da bulabilir. Burada ağaçlar, sular, sisler, yapraklar konuşur; hayvanlar insan gibi düşünür, ister, hayal eder, arzular. Okur için en güzeli yazarın "güzel ölmek" dediği şeyi yapmak için sayfaları çevirmektir sadece.
Ayazma Kahvesi Âşıkları, aslında Kartal Belediyesi'nin bir projesi. Kendisine sempatim çok olsa bile, Kartal belediye başkanı Gökhan Yüksel'in kitabın girişine yazdığı yazıda yazarın hakiki kıymetinin bilinmemesinin, gereksiz ortaklaşa çalışmalara girişilmesinin cümlelerini okuyoruz aslında. Faruk Duman'sa kendi önsözünde bu kitabı neden yazdığını açıklıyor: eski dönemlerin yeşilçam filmlerini izleyerek büyümüş olmanın, ve bazı filmleri de hâlâ tekrar tekrar izliyor oluşumuzun sebeplerini sorguluyor ve diyor ki "böyle durumlarda basmakalıp hikâyeler değer kazanır, çünkü anlatılan şey artık hikâyesi için değil, duygusu için izlenir. Ya da okunur. O hikâyenin karşısına geçip o eski huzurlu duyguyu yeniden yaşamak isteriz" diyor. O eski duygu aslında çocukluk ve ilkgençlik duygusudur. Bu gezegen üzerindeki kısa ömrümüzün ilk hatırlanabilen seneleri olan o dönemin duygusu.
Faruk Duman önsözde ayrıca yeşilçam filmlerine saygı niteliğinde bir eser yazmak istediğini, ve amacının o döneme ve o filmlere