Cem

Cem
Ekşi sözlük/rogojin

Cem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·86 syf.··
2 saatte okudu
·
2022 68. kitabı
Faruk Duman
7.1/10 · 153 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·102 syf.··
2022 67. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2022 20:33
İlk kez Italo Calvino okudum. Atalarımız adlı serinin ilk kitabı olan İkiye Bölünen Vikont, çok da rahat okunan bir romandı. Fantastiğe yakın bir konunun masalsı, gerçekçi bir anlatımla hikâye edildiği bir kitap bu. Türklerle yaşanan savaşta ilk askerlik tecrübesinde vücudu yukarıdan aşağı simetrik olarak ikiye bölünen Merdado, kitap boyunca hayatta kalan yarım haliyle elinin altındaki herkese yarım elinden gelen bütün kötülüğü yapar, millet illallah der. Ama romanın sonlarına doğru sürpriz bir gelişme yaşanır. Bu kitaptaki esas mesele galiba iyinin ve kötünün tek başına kıymetli olmadığı, her ikisinin de tek başına bir israf ve aşırılık olduğu, esas lâzım olanın ise itidal olduğu. Yani vasat. Yani orta yol. Bizler iyiyiz, bizler kötüyüz, bizler bazen iyi bazen kötüyüz. Ama asla tamamen kötü değiliz, ya da asla tamamen iyi değiliz. Bu kişiler değil de insan olma hâli üzerine bir kitap elbette. Bir temenni mi? Eski zamanlara ait bir gözlem de olabilir. Italo Calvino okumaya devam edebilirim. İbrahim (profil resmimde görülen öğretmen arkadaşım) biraz da senin için okudum Calvino'yu. Devam etmekte de keyif alacağıma emin gibiyim.
İkiye Bölünen VikontItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2011635 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2022 66. kitabı
Necla Akdeniz'in Tereddüt Çizgisi adlı son kitabı edebiyatımız için çok kıymetli bir eser. Muazzam bir çalışma. Yazarın meğerse başka kitapları da varmış. Gök Kuşaksız adlı bu kitabı ise yazarın ilk eseri. İki erkeğin aşk ilişkisi üzerinden bir çok şey anlatıyor kitap. Sol duyarlık diyebileceğimiz bir yaklaşımın örneklerini de kitaba yerleştiriyor. 10 ekim Gar Katliamı, yoksulluk, yurtta büyümek vb. konularla ve eşcinsellik konusu bir araya getiriliyor. Necla Akdeniz'in ilk kitabı yazarın neden Tereddüt Çizgisi'ni yazabildiğinin bir kanıtı gibi: İlk kitapta bu meseleleri anlatmaya başlamak, kalemine böylesi güvenebilmek cesaret gerektirir. Kendince artık bezginlik veren anlarla dolu türk öyküsü örneklerinden bir diğerini daha yazarak başlayabilirdi örneğin. Oysa Necla Akdeniz doğrudan insanları anlatmayı, anları değil olayları, olguları anlatmayı seçiyor. Bir de ana hikâye dışında her bölümün başında italik harflerle yazılmış bir üst hikâye daha var. Kitabın olumlu yönleri: ilk kitapta bir üslûp bulmuş olmak, boşu boşuna yazmamak, doluluk hissi verebilmek bir yazar için çok önemli. Şurası kesin ki Necla Akdeniz yazmaya kesinlikle hazırmış. Cümlelerin acemi hissi vermemesi çok önemli, çok da iyi. O da benim gibi türkçe yazamayan polisiye yazarları okumaya çalışsa kendi kitabı için kendini överdi. Sadece ilk kitabına bakarak bile Necla Akdeniz'in bir yazar olarak edebiyatımıza katkısının olacağını anlamak mümkün. Kitabın iki üç hikâye ediş tarzı var. İtalik harflerle yazılmış ve her bölüm başında karşımıza çıkan üst hikâye kitabın neden var olduğunun bir açıklaması aslında. Diğer bölümlerde nadiren olsa da anlatıcı değişiyor, Barış söz alıyor örneğin. Bunlar kitabın artılarından. Olumsuz olan yönleri ise; finalde karşımıza çıkan yüzleşmedeki arabesk ögeleri
Gök KuşaksızNecla Akdeniz · Agora Kitaplığı · 202522 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2022 65. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2022 18:57
Tarık Dursun K.'nın okuduğum üç kitabında ortak noktalar var. Hasangiller'i yazar 1955'te, Rızabey Aile Evi'ni 1957'de yazmış. Kronolojik sırayı gözetmeden okuyunca 1982'de basılan İmbatla Dol, Kalbim kitabını da okumuş oldum- bir kaç hikâyeyi atladığımı söylemem gerek. Kitabın tamamını okumama sebebim şu aslında: öncelikle yazarın anlatımı, üslûbu çok güzel, okuması güzel, türkçesi canlı ve kıvrak, bunların hepsi çok güzel özellikler. Bununla birlikte üç kitapta da bir aynılık, benzerlik var. İyi bir çıta yakalayıp da oradan yazmaya devam etmek gibi sanki. Yazar hakkında net bir karar vermek için erken olsa da diğer kitaplarını okumadan bir yazar için ne yazacağını tahmin edebilmek kötü bir durum değil mi? Edip Akbayram'ın 80'li yıllarda ve çok daha sonra çıkardığı albümlerin soundunun aynı olması gibi. Yakalanan bir çıta, bir sound var ve hep oradan müzik yapıyorsun. Veya Travis albümleri gibi. Ne dinleyeceğini bilerek o albümleri dinlemenin tadı kısa süreli olabilir. Burada da buna benzer birşey yakaladığımı düşünüyorum. Tarık Dursun K. insanları aynı sınıflarda, aynı dertlerle muzdarip insanlar. Ancak yazarın üslûbunun güzelliği bir şekilde bu hikâyelerin, öykülerin eskimemesini de sağlıyor. Yazarın sinemayla neden bir bağı olduğunu da gösterebilen hikâyeler bunlar: her şey akıyor. Betimlemeler mümkün olduğunca az, diyaloglar mümkün olduğunca çok, hareket her yerde. Çok iyi hikâyeler okudum diyebilirim. ancak mesela Tahsin Yücel'in Komşular kitabındaki gibi bir derinliğin olduğunu da söyleyemem- derinlik kelimesi de doğru değil, diyaloğa çok dayanmayan bir edebi üslûp diyeyim. Tarık Dursun K. okumaya devam edeceğim, belki de böyle düşünmemin yanlış olduğunu gösteren bir çok eseri olabilir yazarın, çünkü 18 hikâye kitabı, 19 romanı var Tarık Dursun K.'nın. Bunlar
İmbatla Dol, KalbimTarık Dursun K. · İthaki Yayınları · 202260 okunma