" Ağırlığımızı turnalara, meramımızı telgrafa, halimizi uzun havalara yüklediğimiz gibi ömrümüzü de bir trene yükleriz, hal ve gidişlerimizle tren katarları arasında bir benzerlik, yakınlık ararız. Sonra da emanete bırakırız onu. Trende emanettir, ömür de. "
Size bir sır vereyim.
Hep aynı kadın ölecek.
Hep aynı kadın doğuracak.
Hep aynı kadın kaçacak.
Her şey birdir.
Her şey birdir.
Her şey birdir.
O kadın... o aynı kadın... külliyen delidir.