Onların savaşı için vaktin olmadığını, daha önemli işlerinin olduğunu söyle onlara. Yeryüzününün her büyük kentinin yakınındaki bir alanı sınırlandır, yüksek tuğla duvarlarla çevir ve bırak orada diplomatlarla generaller birbirlerini kişisel olarak karşılıklı acımasızca öldürsünler. Budur işte, küçük adam, asıl yapılması gereken, eğer artık yayaya-şaşaşa diye bağırmazsan ve artık bir hiç olduğuna ve kendi fikrinin olmadığına inanmazsan ve 'sen kendin kimsin ki' fln demezsen...!
Şunu derim: Hiçbir kral seni alt edemedi, hiçbir car, bütün ülkelerin proletarlerinin hiçbir babası! Onların hepsi seni ancak köleleştirebildi, ama hiçbiri senin küçüklüğünü senden söküp atamadı. Temizlik duygun, yaşam özlemin seni yenecektir, küçük adam, bundan şüphen olmasın! Küçüklüğünden ve alçaklığından arınıp, düşünmeye başlayacaksın, önce acıklı biçimde, yanılgı dolu, hedefe isabetsiz; ama ciddi ciddi düşünmeye başlayacaksın. Tıpkı benim ve başkalarının senin hakkında düşünmemizin acılarını yaşayıp, onlara katlandığımız gibi, sen de kendi düşünmenin vereceği acıları çekip, onlara katlanmayı öğreneceksin: yıllarca, sessiz, dişlerini sıkarak. Senin hakkındaki acılarımız seni düşünmeye götürecek. Son dört bin yıllık 'uygarlığın' üzerine düşünmeye başladığın zaman, hayretten kurtulamayacaksın.