'Ya tam susturacağız; ya kan kusturacağız' diye bas bas bağırıyor adam. Yani onun gibi düşünmedin mi yasak koyuyor, öldürecek seni.. Sonra da elini kolunu sallayarak dolaşabiliyorsa hangi özgürlük be.? Bırak ki elini kolunu da sallamıyor boşu boşuna; bomba sallıyor, bıçak sallıyor, kurşun sıkıyor.. O sloganı atmaktan daha büyük suç da yoktur aslında, demokrasi deniyorsa..
"Demek iş gözlerde. apaçık baktılar mı, hele bir şey soruyormuş gibi baktılar mı tamam... o zaman arkasını dönse de bakar, öteki odaya gitse yine bakar."
'..o sırada Etienne, birdenbire kararını verdi. Yukarıda, mahallenin giriş yerinde, Catherine'in duru gözlerini tekrar gördüğünü sanmıştı. Daha doğrusu, belki de, Voreux'den bir isyan rüzgarı esmekteydi. Neden olduğunu bilmiyordu, acı çekmek ve savaşmak için tekrar madene inmek istiyor, Bonnemort'un söylediği o adamları; on bin açın, kendi etlerini yedirdikleri, tıka basa doymuş ve oraya çöreklenmiş, o hiç tanımadıkları tanrıyı, yoğun bir şekilde düşünüyordu..'
'Kocaman yollardaki özgürlüğe, güneş altındaki açlığa, kendisinin efendisi olmanın coşkusuyla çekilen acıya bir özlem duyuyordu. Rüzgar sağanakları arasında molozluğa geldiği andan, yer altında, karanlık galerilerde yüzükoyun geçirdiği saatlere kadar, burada senelerden beri yaşadığı fikrine kapılıyordu. Tekrar başlamaktan tiksinti duyuyordu. Haksız ve çok sıkıntılı bir şeydi bu. Gözü kör edilen ve ezilen bir hayvan haline gelmek düşüncesi, onun erkeklik gururunu karşı koymaya zorluyordu.'