Bir daha kendimden asla korkmayacağım. Ve kendimden korkmazsam eğer —kendi ödlek korkularımdan korkmazsam— dünya üzerinde beni korkutacak çok az şey kalacak —kazalardan, hastalıklardan, savaşlardan korkacağım, evet —ama onlara karşı duracağımdan şüphem olmayacak.
Bütün o portre fotoğraflar ruhlarımızı nasıl da yakalıyor, geçmiş dünyanın bir parçası, kendi batık dünyalarımızın havasına ve döşemesine açılan bir pencere ve aynadaki ikizimize de ilham perisi.
"Söylesene, sizlerden biri bunu ister miydi acaba, bütün gençliğini özgür ve bağımsız olmaya adamış genç bir insan, tam amacına varmak üzereyken, eşikte dururken, hayata sadece bu yüzden değer verirken; meslek aşkına, sorumluluk aşkına, bağımsızlık aşkına yaşarken! Hayır! Bunu kesinlikle bir yaşam amacı olarak hayal edemiyorum; bir yuva, aile, ev kadınlığı, çocuklar, bu bana çok yabancı, çok, çok! Belki sadece şu anda böyle, belki sadece yaşamın bu kesitinde. Nereden bileyim? Belki ben böyle bir şey için hiç uygun değilim. Aşk ve evlilik aynı şey değil zaten."
“Benim onurum için başka insanların endişe etmeleri son derece nahoş ve ben buna alışık değilim. Ayrıca onur kırılgan bir şey olabilir, ama ben değilim!"