Bir Şey’i tutup ona sahip olmak istediğimizde hayattaki sayısız başka şeyden feragat ederek bunların sağından solundan geçip gitmek zorunda kalırız. Karar veremez de yanlarından geçip giderken bizi cezbeden her şeye panayıra gelen çocuklar gibi el atarsak, o zaman bu tersine bir çaba, yani yol çizgimizi yüzeye dönüştürme çabası olur. Bundan sonra zikzaklar çizeriz, oradan oraya amaçsızca koşturup dururuz ve hiçbir şeye ulaşamayız.
Başkalarında doğru düşünceler gördük mü bunları, şöyle bir düşünerek biz de bulabilirdik sanırız. Başkalarını, eserlerinden gördüğümüz bilgiyi, sanatı ve daha başka değerleri bizimkilerden üstün tutabiliriz; ama bu düşüncenin bulduklarına, kendi düşüncemizle de varabileceğimize inanırız; onların büyüklüğünü ve zorluğunu bir türlü göremeyiz.
Sakınımlı kişi, atılıma geçme vakti geldiğinde, bunu yapamaz, dolayısıyla yıkıma uğrar; oysa zamanla ve koşullarla birlikte mizacını değiştirseydi, talihi değişmezdi.