Şu güneşli gün kadar çıplak olmak için tek yapmamız gereken ellerimizi ve göğsümüzü açmak. "Bu akşam yeşil bir cinayet işlenecek, biliyorsun. Zavallı dostum, dünyadan haberin yok. Şu kapıyı ardına kadar aç ve kendine havanın karardığını, gündüzün dirilmemek üzere öldüğünü itiraf et."
Alışkanlıklarımız, kaçık efendilerimiz, bizi çağırıyor: Kopuk kişnemeler, daha da ağır sessizlikler. Bize söven işte bu afişler, oysa ne kadar sevmiştik onları. Günlerin rengi, ebedi geceler, siz de mi, siz de mi bizi terkedeceksiniz?
1946'da, henüz bir yeniyetmeyken, düşsel-gerçekçi bir fantastik yolculuk esnasında gökyüzünün bir köşesine imzamı atmıştım. O gün, Nis plajında uzanmış, masmavi bulutsuz gökyüzünü seyrederken, dört bir yana uçarak, en büyük ve en güzel yapıtımı delik deşik eden kuşlardan nefret etmiştim.
Kuşları yok etmeli.