Bir daha o koruya gidemeyeceğiz.
Artık Vincennes Korusu'na gitmek gelmiyor içimden. Her gün gider koşardık, kuşları selamlardık. Kargalar vardı, bir kargayı hatırlıyorum, ağzında bir kâğıt parçasıyla, belki bir mektupla uçuyordu.
Onunla senin hakkında iki kelime konuşmak isterdim. Kuşlar biz insanların bilmediği bazı şeyleri bilir, senin nereye sak-andığını biliyor olmalılar.
Gittiğinden beri yedi milyon kırk sekiz bin sekiz yüze kadar
saydım. Bu kadar zamanda saklanabilmiş olmalısın. Her tarafı arıyorum. Bulamıyorum, ümidimi kaybediyorum. Saklambaç oynamak çok uzun sürüyor. Tamam, hadi, kazandın, çık artık saklandığın yerden. Artık oynamak istemiyorum. Çık neredey-sen, kazandın. Çık ne olur, kaybettim, her şeyi kaybettim.
Aydınlık yerlerde çok gölge vardır. Sevinci
ve mutluluğu yoğun olarak hissedenler üzüntüleri de yoğun yaşarlar.
Hissetme yeteneği engellemeler de dahil tüm duyguları
kapsar. Bu yüzden bağlanma korkusu olanlar genel olarak
duygu yoksunluğundan yakınırlar.