Arabamı herkesten gizli, çocukluğumun geçtiği mahalleye sürüyorum. Oynadığım parka bakıyorum, yerinde yok. Oturduğum eve bakıyorum, değişmiş. Tanıdığım kimse yok. Okulumun bahçesinde koşturan başka çocuklar var artık. Gizlice mezara gidiyorum; başka sırdaşım yok, anlatacak kimsem yok, ağlayacak kimsem yok. Ağlıyorum… Sonra iki ekmek alıp hiçbir şey olmamış gibi eve dönüyorum.
İnsan olmak tüm acıları karanlığına saklamak mı?
İnsan olmak kalabalıklarda dimdik yürümek mi?
Niye maskelerimizi zırh gibi giyiniyoruz üstümüze?
Niye bu kadar insanın içinde yapayalnızız?
Niye hâlâ eski dizileri, müzikleri izleyip hüzünleniyorum?
Bu genç yaşta içimin niye bu kadar yaşlandığını bilmiyorum ama insan olmanın acıdan geçmek olduğuna inanıyorum…