Rumeysa

Rumeysa
@Rum016
Dünya gaddardır, mekkârdır, fenadır, aldanmayınız Lemalar
Evet nasılki hayat, bu kâinattan süzülmüş bir hülâsadır ve şuur ve his dahi, hayattan süzülmüş hayatın bir hülâsasıdır ve akıl dahi, şuurdan ve histen süzülmüş, şuurun bir hülâsasıdır ve ruh dahi, hayatın hâlis ve sâfi bir cevheri ve sabit ve müstakil zâtıdır. Öyle de, maddî ve manevî hayat-ı Muhammediye (A.S.M.) dahi; hayattan ve ruh-u kâinattan süzülmüş hülâsat-ül hülâsadır ve risalet-i Muhammediye (A.S.M.) dahi kâinatın his ve şuur ve aklından süzülmüş en sâfi hülâsasıdır. Belki maddî ve manevî hayat-ı Muhammediye (A.S.M.) -âsârının şehadetiyle- hayat-1 kâinatın hayatıdır ve risalet-i Muhammediye (A.S.M.) şuur-u kâinatın şuurudur ve nurudur. Ve vahy-i Kur'an dahi, -hayatdar hakaikının şehadetiyle- hayat-ı kâinatın ruhudur ve şuur-u kâinatın aklıdır. Evet, evet,
Sayfa 110·Kitabı okudu
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Allah (c.c) için öfkelenmek de gıybet yapmayı gerektirmez, ancak şeytan Allah için öfkelendiğinden ötürü elde etmiş olduğun ecri yok etmek ve seni Allah'ın gazabına maruz bırakmak için sana gıybeti sevdirmiştir. Seni gıybete sürüklediği zaman kendi nefsine şaşmalısın. Nefsini ve dinini başkasının dini ve dünyasıyla nasıl helak ettiğine hayret etmelisin.
Din
Kim olursa olsun, Allah'ın emrine muhalefet eden bir kimseye uyulmaz. Başkası ateşe girerse, sen de ateşe girmek istemiyorsan ona uymazsın, eğer ona uyarsan akılsızsın.
Sayfa 176·Kitabı okudu
Din
Rahmet
Hem yağmurun gelmesini müjdeleyen ve koca fezayı konuşturan ve tesbihatının gürültüsüyle gökleri çınlatan ra'dat dahi, lisan-ı kàl ile konuşarak seni takdis edip, rububiyetine şehadet eder. Bediüzzaman Said Nursî Risale-i Nur Külliyatı Lem'alar
Din
Hem bak, bu zâtın saltanatı başka pàdişâhlar gibi yalnız zor ve korku kuvvetiyle olan zàhirî bir saltanat değil, belki bak, 'akıl ve kalbleri feth edip, nefis ve rùhları o derece teshir ediyor ki, mahbûb-u kulûb, mu'allim-i 'ukul, mürebbi-i nüfûs, sultàn-ı ervàh olmuş!..
Sayfa 46
Din