Öyleyse âkil, daimi mutluluklarla ebedi lezzetleri elde etmeye çaba harcamalı, hayvan gibi su, ot veya samana başını indirmemeli; aksine insan olarak yüksek âleme yönelmeli, cismanî kuvvetleri aklî lezzetlerin sebep ve araçlarını kazanmaya hasretmelidir. Bu neşe de cismani bağlardan ilişkiyi kesip “ ölmeden önce olunuz!” Mesajının gereğince iradî ölümle ölür, ta ki tabiî ölüm kapıya gelince, zaman ve mekan darlığından ‘alâ-yı illiyyiîn genişliğine, âlemlerin Rabbinin kutsal civarının ve peygamberlerle sıddıkların karargahı olan sıdk yerinin genişliğine intikal eder, ebedi tabi hayata kavuşur. Nitekim eflatun şöyle demiştir: “ İradeyle öl, tabiî olarak dirilirsin.”
Hürrem ân rûz kezîn menzil-i vîrân birevem
Râhât-i cân talebem rez pey cânân birevem
(O gün ne mutlu ki yıkık konaktan gideyim,
Can rahatını arıyorum cananın peşinden gideyim.)